Şub
Evinizde Dört Mevsim Senfoni - Salon
Kategori: (Dekorasyon) Yazan: admin, 23-02-2010
Etiketler : Dekorasyon, Dört Mevsim Senfoni, ev, Mobilya, Salon
->































Şub
->































Şub

İşte Türkiye’nin en ünlü kadınlarının hiç bir detayın unutulmadığı muhteşem evleri…
.jpg)
AJDA PEKKAN
Türkiye’nin gelmiş geşmiş en başarılı isimlerinden biri olan Ajda Pekkan evinin kapılarını ilk kez İnstyle Home dergisine açtı.
Oldukça modern döşenmiş bir ev onunki
.jpg)
Sade ve Uzakdoğu işi mobilyalar dengeli kullanılarak salonda güzel bir armoni yakalanmış.
.jpg)
Aile fotoğrafları ise salonun başköşelerini kapmış gözüküyor
.jpg)
Ünlü sanatçı yatak odasında dışı ayna kaplı bir gardrop kullanmayı tercih etmiş
.jpg)
Evin tüm duvarları beyaz. Salonda az ve öz ama zevkli aksesuvarlar dikkat çekiyor.
.jpg)
Salonun baş köşesinde ihtişamıyla göz kamaştıran bir de piyano var
Ajda Pekkan, yorgun sahne çalışmalarının ardından en büyük zevkinin evinde vakit geçirmek olduğunu söylüyor
.jpg)
Evin giriş bölümünde büyük cam bir sehpa göze çarpıyor. Sehpanın üzeri şamdanlarla süslenmiş durumda.
.jpg)
Sanatçı evinin bir bölümünü stüdyo olarak kullanıyor.
.jpg)
Ajda Pekkan’ın banyosunda bulunan jakuziye Türk hamamı edası verilmiş. Banyo aynasının önü sayısız makyaj malzemesi ve aksesuvar ile dolu
.jpg)
CEYDA DÜVENCİ
Geçtiğimiz yıl Akgün Otel’in hissedarı Engin Akgün ile nikah masasına oturan Ceyda Düvenci Beykoz Acarkent’te bulunan ve “aşk yuvamız” dediği evinin kapılarını İnstyle Home dergisine açtı.
.jpg)
İki salon, beş oda ve altı banyodan oluşan toplam 370 m2’lik bu villanın bahçe katında salon, mutfak, misafir banyosu ve bir yardımcı odası bulunuyor. Üstte ise yine mutfak ve geniş salonlu bir kat daha var
.jpg)
Üçüncü katta eşiyle beraber kullandıkları bir çalışma odası var. İçinde banyosu bulunan yatak odaları ve giyinme odaları da yine bu katta yer alıyor.
.jpg)
Bahçedeki ağaç dallarına Bodrum Le Kabbak’dan aldığı kabakları asmış. “Kabaklar bahçeye nostaljik ve romantik bir görünüm katıyor” diyor
.jpg)
DEMET ŞENER
2005 yılında evlenen Demet Şener - İbrahim Kutluay çifti Levent’teki 4 katlı villalarının kapılarını InStyle Home dergisine açtı.
Demet Şener, her bir detayın düşünüldüğü evi için “Evlendiğimiz zaman The Ritz Carlton Otel’in rezidansında kalıyorduk. Bu ev de boş duruyordu. İbrahim 10 yıl önce almış ama hiç oturmamıştı. İrem doğunca buraya taşındık. Dekorasyonunu ben yaptım. Burası bizin cennetimiz, huzur kalemiz” diyor….
.jpg)
Katlar arası ahşap merdivenlerin kullanıdığı evin salon bölümünde renk olarak mor ve tonları tercih edilmiş.
.jpg)
Duvarları açık renk olan salonda büyük ve ihtişamlı yemek masası dikkat çekiyor. Masanın hemen arkasında bulunan büfenin üzeri ise aile fotoğrafları ile süslenmiş durumda
.jpg)
İki çocukları olan çift, evin Ömer ve İrem’e ait olan kısımlarında da açık renkleri tercih etmiş
.jpg)
Villanın bahçe bölümünde bir de yüzme havuzu bulunuyor.
.jpg)
SİBEL CAN
Sibel Can, çocukları Engin Can, Melisa ve Emir ile yaşadığı Beykoz Konakları’ndaki evinin kapılarını InStyle Home’a açtı.
Can’ın 1.200 m2’lik dört katlı, geniş bahçeli evinde, sekiz oda, altı banyo ve iki misafir tuvaleti var.
.jpg)
Birkaç kez dekorasyon değişikliği yapan Can, en son içmimar Necibe ve Birol Darcan çiftinden yardım almış.
.jpg)
Ünlü sanatçının yatak odasında pastel renkler hakim.
.jpg)
Sibel Can’ın sahne kıyafetleri için özel yaptırdığı odada yer alan aksesuvar büfesi bijuteri dükkanını anımsatıyor.
.jpg)
Her köşesi, içinde yaşayanların tarzına, karakterine ve meraklarına uygun olarak şekillendirilen evin en dikkat çeken yanlarından biri de hamamı. Misafir banyosunu hamama dönüştüren şarkıcı, “Hamam bu evde şarttı. Tenimin pürüzsüz, sıkı ve gergin olmasının sırrını, çocukluğumdan beri var olan bu hamam ritüeline borçluyum. Tabii bir de masaj ve yoga var” diye konuştu.
.jpg)
Sibel Can da bir çok ünlü gibi evin duvarları için açık rengi tercih etmiş.
.jpg)
Evin giriş katında yer alan salonda antika mobilyalar hakim
.jpg)
Yemek odasında kullanılan mobilyalar ise koyu renkli
İki kütüphanesi olan Can, dergiye verdiği röportajda ayrıca “Kuantum olumlama üzerine kitaplar okuyorum bu aralar” dedi ve inançlı biri olduğundan, dua etmeden bir gün dahi geçirmediğinden bahsetti.
.jpg)
Hiç bir detayın unutulmadığı lüks evin oturma odasında büyük bir şömine var.
.jpg)
Katlararsı geçişte ahşap merdivenler kullanılmış
.jpg)
Her daim bakımlı olmayı başaran Sibel Can, kendisine özel bir de makyaj odası tasarlatmış.
.jpg)
Evin her köşesinde aile fotoğrafları yerini almış durumda
.jpg)
Beyaz rengin hakim olduğu mutfakta yemek masasının hemen yanıbaşında yer alan plazma Tv dikkat çekiyor.
.jpg)
Evin bahçe kısmı dört mevsime uygun olarak tasarlanmış.
.jpg)
BERNA LAÇİN
Berna Laçin’in Kandilli’deki evi renkli aksesuvarlarla dolu. “Gösterişli ve göz alıcı şeyler tam bana göre” diyen oyuncu, bir biblo dükkanı kadar zengin ve eğlenceli hale getirdiği evinin kapılarını InStyle Home dergisine açtı.
.jpg)
380 m²’lik tripleks ev, geniş yeşil bir bahçeye, oradan da havuza açılıyor
.jpg)
Giriş katında içinde banyosu olan bir odası, misafir tuvaleti, salonu ve büyük bir mutfağı var
.jpg)
Camın önü boydan boya kış bahçesi olarak düşünülmüş
.jpg)
Evde her köşeyi iyi değerlendirmiş Laçin. Birkaç değişiklik de yapmış: “Kapılar değişti ve beyaz lake yapıldı. Banyolar pratik ve steril gözükecek şekilde yenilendi. Üst kat odaları beyaz ahşap parke ile döşendi.” Çini taşı estetik bulduğu için girişte ve mutfakta görmek istemiş. “Buraya, ‘iki ucu delik ev’ diyorum” diye konuşuyor
.jpg)
Evde üç yatak odası var.Turkuvaz çalışma odası da üst katta yer alıyor.
.jpg)
Çalışma odası asma katta konumlanmış. Bu katta iki banyo daha var
.jpg)
Berna Laçin’in kızı Ada’nın odasındaki duvar kağıtları, La Via Design’dan. Laçin, odayı tasarlarken kızının görüşlerini de almış.
.jpg)
Laçin “Kızım dört duvarını farklı kağıtla kaplatmak istedi. ‘Öyle şey olur mu?’ derken bir baktık en karakterli odalardan biri onunki olmuş.” diyo
.jpg)
Evde toplam dört banyo bulunuyor.Banyoların her birine ayrı bir özen gösterilmiş.
.jpg)
Modern ve antika parçaları bir arada kullanmayı seviyor ünlü oyuncu: “Antika parçalara çok meraklıyım. Ama süs gibi durmamalı öyle.” Çukurcuma’daki İstanbul Antik’ten Mertay sık ziyaret ettiği adreslerden. Orta sehpanın ve yemek masasının üzerindeki aksesuvarlar salonuna altın ışıltısı katmayı iyi başarmış. “Altın rengini seviyorum. Apliklerin gövdesini de sırf bu yüzden altın kaplama yaptırdım” diyor.

BURCU ESMERSOY
Spor spikeri Burcu Esmersoy, İtalyan eşi Massimo Cusimano’dan boşandıktan sonra kendine Emirgan’da yeni bir düzen kurdu.Kendisine huzur verdiğini söylediği Emirgan’daki evinin kapılarını InStyle Home dergisine açan Esmersoy, “O kadar çok ev değiştirdim ki, sayısını unuttum. Buraya geleli de bir ay oldu. Küçücük bir yer ama bana yetiyor” dedi.
90 m2’lik, iki oda, salon, mutfak ve banyodan oluşan bu kare şeklindeki daireye taşınması, evi tutmasından iki ay sonra gerçekleşmiş

Modern tarzda dekore edilen evde mimar Murat Akkuş’tan yardım almış.Esmersoy, yazın gelmesini iple çekiyor. Balkona bir oturma grubu bile koymuş şimdiden. “Yazın evdeysem, balkonda vakit geçirmek istiyorum, buranın kapısını da pek kapatmayacağım. Bu eve ilk geldiğimde denizden eve esen iyot kokusu beni büyülemişti” diyor.

DOLUNAY SOYSERT
InStyle Home dergisi,Dolunay Soysert’i evinde görüntüledi . O ve eşi Sinan Tuzcu’nun buraya taşınmalarının üzerinden üç yıl geçmiş.
Üç katlı kutu gibi küçük bu evin her katı 40 metrekareden oluşuyor

Girişte açık mutfak, kare bir salon, ikinci katta kedi odası, yanında bir soyunma bölümü, banyo ve çiftin yatak odası var. En üst katta ise küçük bir terasa açılan çalışma odası olarak düşünülmüş bölüm yer alıyor.

“Mutfağının biraz büyük olmasını isterdim. Balkonda yazın arkadaşlarla barbekü keyfi yaparız. O zaman dışarı çıkmamıza gerek kalmıyor” diye belirtiyor Soysert

Evin dekorasyonunu mimar Murat Güllü’ye yaptırmış çift.
.jpg)
Evdeki objelerin çoğu, sevdiği tarzı rahatlıkla bulduğunu söylediği Mudo Concept, Decorium ve Beymen Home gibi mağazalardan alınmış
.jpg)
Bu ev onlara şimdilik yetiyor. Hatta “bileziğim” dediği İran kedisi Haşmet’in bile odası var üst katta.
.jpg)
Salonun girişinde yer alan büfede çiftin fotoğrafları yer alıyor
.jpg)
“Burayı ilkin bembeyaza boyatmak istedim. Ama büyük bir hataymış. Ben her şeyi deneme yanılma yöntemiyle öğrenenlerdenim zaten” diye gülerek anlatıyor Dolunay Soysert evini.

DOĞA RUTKAY
Doğa Rutkay, Fulya’daki evini InStyle Home dergisine açtı
Salon, iki oda, bir banyo ve açık mutfaktan oluşan 165 m2’lik bu evi, Doğa Rutkay’ın annesi Nuran Duru görüp beğenmiş.Fulya’da geçtiğimiz yıllarda inşa edilen bir rezidansın en üst katında yer alan daire, metrekare olarak da binadaki diğer standart dairelerden daha büyük.

Genç oyuncu iş dışındaki zamanlarda evde vakit geçirmekten keyif aldığını söylüyor, “Bu ev içeri girdiğim anda bana nasıl huzur veriyor bilemezsiniz” diye de ekliyor. Mutfakta yemekle uğraşırken, televizyonu hep açık oluyormuş.

Rutkay için Beagle cinsi köpeği Poker, evdeki en büyük neşe kaynağı

GÜLBEN ERGEN
Gülben Ergen ve Mustafa Erdoğan çifti Bahçeköy’deki dört katlı orman evlerinin kapılarını İnstyle Home dergisine açtı.
Gülben Ergen ve Mustafa Erdoğan, Bahçeköy’e 3,5 yıl önce taşınmış. “Mustafa da ben de doğa içinde yaşamayı seviyoruz” diyen Ergen, evi inşaat halindeyken aldıklarını söyledi

Gülben Ergen ve Mustafa Erdoğan çifti evlerinin bir yıl süren dekorasyonunu beraber yapmışlar. Evin en alt katında iki depo, yardımcı odaları ve Ergen’e ait bir makyaj odası bulunuyor

Ana girişteki antreden salona geçiliyor. Mutfak ve misafir tuvaleti bu katta. Üç kanada ayrılan salon; yemek odası, oturma bölümü ve Mustafa Erdoğan’ın çalışma odasından oluşuyor. Üst katta, ebeveyn yatak odası ile beraber ortak bir kullanım alanına açılan toplam dört oda var. Bunlardan biri misafir odası, diğer iki oda ise Atlas ve ikizlere ayrılmış.

Çocukların sağlığı için tüm sebza ve meyveler bahçedeki serada yetiştiriliyor. Ekim işleriyle Gülben Ergen, bizzat kendisi ilgileniyor.Küçük bahçeyi anlatırken; “İşin sırrı ailece bu seraya sevgi ve özenle bakmamızda saklı. Burada yetiştirdiklerimizi toplayıp yemek çok keyifli. Hele ki tüketen Atlas olunca… ‘Anneee patlıcanlar büyümüş hadi toplayalım,’ deyince seramızın mahsulleri bize daha da lezzetli geliyor. Bizim seramızda heyecan hiç bitmez. Zamanlama profesörü Mustafa’dır. ‘Ne ne zaman dikilir, ne sıklıkta sulanmalıdır’ iyi bilir. Pespembe çileklerden tutun da, kabak, patlıcan, semizotu, nane, maydanoz ve her türlü acı-tatlı biber var burada.” diyor.

TUĞÇE GÜDER
Uğur Karas ve Tuğçe Güder çifti Yalova’daki Masal Köyü’nde bulunan evlerinin kapısını Ev-Bahçe dergisi için araladı.

Kalpli panjurlar, sandalyeler, deve kuşu yumurtalarından ışıklandırmalar, dere taşlarıyla süslü duvarlar… “Nasıl, nereden aklınıza geldi bunca şey Uğur Bey?” diye sorunca, içinden geldiğini ve hepsini baştan sona kendisinin tasarladığını anlatıyor. Evin içindeki her bir parça ekolojik yapısıyla tamamen uyumlu ve çoğu da sahibinin marifetli ellerinden çıkma.

Bahçe işlerinden Tuğçe Güder sorumlu, tüm sebze ve meyveleri kendisi yetiştiriyor.

Evin banyo kısmında yer alan lovabo bile ahşap.

Yerlerde halı kullanmamış Tuğçe- Uğur çifti. Mutfak bölümü kırmızı buzdolabı ile hareketlendirilmiş.

Geçtiğimiz aylarda bebekleri Evran’ı kucaklarına alan çift, “Evimiz bizim huzur bahçemiz ve bebeğimizi burada büyütmek istiyoruz” diyor.

ZUHAL OLCAY
InStyle Home dergisi, Zuhal Olcay’la Altunizade Mesa Konakları’ndaki evinde buluştu.
13 yıl önce yapılan sitenin içindeki apartman daireleri neredeyse birbirini hiç görmeyecek şekilde konumlanmış. Dört oda, bir salon, mutfak, iki banyodan oluşan ev 220 m2’lik bir kullanım alanına sahip.

Salonun ortasında antika piyano yerini almış. Olcay, günün son saatlerini burada geçiriyor

Evin dekorasyonunda onun kilometre taşlarına eşlik eden her güzel ayrıntıyı yakalamak mümkün. “Zevkim doğrultusunda döşedim burayı. Eve dekoratör girmedi” derken, evde en önem verdiği şeyin rahatlık olduğunun altını çiziyor. Pastel renklerin hakim olduğu salonda Necdet Kalay, Mustafa Ayaz, Enver Paşa’nın orijinal karakalem çizimleri, setlerden ve provalardan fotoğraflar, film afişleri dikkat çekiyor.

Olcay, evde olduğu zamanlar üzerinde bir pijama altı, bir tişört, bir polar sabahlık ve ayaklarında çok sevdiği yün pofuduk çoraplarla miskinlik yapmaya bayılıyor. Antika eşyaların ağırlıkta olduğu çalışma odasının ise onun için ayrı bir önemi var

EBRU AKEL
Ünlü sunucu Ebru Akel boğazın eşsiz manzarasına tanıklık eden ve 360 derece İstanbul’u izleme imkanı sunan evinin kapılarını Marie Claire Maison dergisine açtı.

Güzel sunucu evinin dekorasyonu için eski sevgilisi Can Ateş’in kardeşinden yardım almış

Evin hemen her odasında pastel tonlar göze çarpıyor

Akel evini anlatırken, “Hayalimdeki ev yaşanan ev; içeri girdiğimde sıcaklığını hissettiğim yer. Konumu, manzarası önemli değil…” diyor

Camın hemen önünde yer alan kırmızı koltuk ve cam kenarındaki üç saksı evin ilk sakinleri..

Yemek bölümündeki tablo İsmet Doğan’a ait

Bordo deri day-bed’in bulunduğu bölüm, Ebru Akel’in çalışma köşesi.

Senaryolara burada çalışıyor, repliklerini burada ezberliyor
Oca

Aynanın köklü geçmişi modern hayata uyum sağlamasına engel olmazken, alışılmış dikdörtgen ve kare çerçeveli modelleri güncel formlarda yeniden yorumlanıyor.
Aynalar ile yaratacağınız efektif etkiyi başka hiçbir şey ile sağlayamazsınız. Mekanları anında hareketlendirmeleri, oluşturdukları ışıklı ortamlara anında aydınlık bir hava katmaları ve küçük ortamlarda göz yanılsaması ile oluşturdukları ferahlık gerçekten olağanüstü…
Tüm bu dekorasyona yardımcı aktör desteklerinin yanı sıra artık mekanların başrollerine geçmeye hazırlanıyorlar… Evlerinizde en dikkat çekici obje olma yolunda çok emin adımlarla ilerliyor ve mekanın yıldızı oluyorlar.
Tasarımcılar; suyun hareketi, popüler kültürün etkileri, cinselliğin ve insan anatomisinin aksesuar haline yansıması ile çok farklı kesim teknikleri ile birbirinden farklı ayna tasarımlarına imza atıyorlar…
Modern hayatın içinde de son derece fazla yer almaya başlanan, eskiden konsol üstü ayna ya da duvarda oymalı koltuklara takım olabilecek antika görünümlü aynaların yerlerini alan ve hiç modası geçmeyen son moda aynalar ile sandığınızdan çok daha farklı yansımalar elde edebilirsiniz…
Çocuk odaları, banyolar, salonlar ve antreler için ayrı ayrı düşünülmüş bu aynalara bayılacaksınız…
































Eki
![]()
Modern hayatın koşturmacasına, “yanlızlık ve üşengeçlik” de eklenince yeni bir yaşam trendi doğdu!
Yeni Aktüel dergisinin derlediği habere göre, İngiltere, ABD ve Avrupa’nın birçok yerinde yayılan “mutfaksız yaşam” trendi artık ülkemizde de görülüyor. Yemek yapmaya zaman bulamayan veya yemek yapmaktan hoşlanmayanlar, mutfaktan çıkmak yerine,
mutfağı evlerinden çıkarıyor. Mutfakçık diyebileceğimiz “kitchenette” adı verilen mutfaklar da bu modanın ilk öncüleri.
Nohut oda bakla sofa” bir evim var; tam tamına 50 metrekare. Neredeyse 30 yıllık bir daire burası. Küçüklüğüne rağmen kullanışlı hâle getirmek için epey elden geçmesi gerekmişti. Tel dolap ve evyeden ibaret olan mutfağı sil baştan yenilerken, koridora açılan duvarını da yıktırmıştım.
Şimdi küçücük evimin ferah bir mutfağı var. Duvarla birlikte kapı da ortadan kalktığı için pişen her yemeğin kokusu evin tamamını sarıyor. Tam da bu nedenle seviyorum mutfağımı, evimin yaşadığını hissettiriyor bana.
Evin kalbi diye tanımlanan mutfağın hayatımızdaki önemi malûm. Günümüzde televizyon ve oturma grupları mutfak ekipmanları arasında sayılıyor. Hatta iki oda bir salon yerine “iki oda bir mutfak” diyebileceğimiz açık mutfaklı geniş evler rağbet görüyor.
Mutfağın işlevini ve tarihini anlatmak için ateşin bulunduğu çağa dönmeyeceğim ama artık bambaşka bir çağda yaşıyoruz ve ihtiyaçlar değişiyor. Geniş mutfak isteyenler gibi evinde neredeyse hiç mutfak istemeyenler de var. Konut firmalarının çalışan çiftler ya da yalnız yaşayanlar için projelendirdiği stüdyo daireler bu ihtiyacı karşılıyor. ABD, İngiltere ve Avrupa’nın birçok yerinde ise tamamen mutfaksız evler bulunuyor. New York’ta genellikle yalnız yaşayanların tercih ettiği “flat” denen stüdyo dairelerle “loft” diye tabir edilen geniş yaşam alanları bunlara en iyi örnek. Eski fabrika, depo itfaiye binası gibi endüstriyel yapıların elden geçirilip yaşam alanına dönüştürülmesine “loft” adı veriliyor. “Loft”lar tamamen açık planlı ve büyük bir kısmında mutfak bulunmuyor. Bir kısmında ise dolapların içine saklanarak gözlerden uzaklaştırılmış. Flat tipi daireleri ise nispeten düşük gelirli çalışanlar veya öğrenciler tercih ediyor. Küçük bir banyo ile yaşam ve uyuma alanlarının bulunduğu bu evlerin de mutfaksız olanları bulunuyor. Londra’da loft ve flat tipi dairelerin yanı sıra “bölünmüş binalar” la da karşılaşıyoruz. 18. yüzyılın sonları ile 20. yüzyıl başlarında inşa edilen, bizim, köşk, saray ya da malikâne diye adlandırdığımız 10 küsur odalı evler zaman içinde sahip değiştirince bölünüp küçük dairelere ayrılmış. Şimdi öğrencilere, yalnız yaşayanlara ya da küçük ailelere ev sahipliği yapıyorlar. Tabii mutfaksız olarak.

Nejat Yavaşoğulları “Mutfaksız ev olmaz” diyor.
“Mutfaksız hayat olmaz”
Almanya’da 20. yüzyılın başlarında Frankfurter tarzı denen sosyal konutlar yapıldığını biliyoruz. Mutfağa sadece dört metrekare alan ayrılan evler bunlar. İki kişinin aynı anda hareket etmesine olanak tanımayan bu tarzın amacı kadının evin dışına çıkıp çalışmaya yönlendirilmesi olarak açıklanıyor. Tayland’da ise evlerin hiç mutfağı yok. Çünkü ülkenin geleneğinde evler mutfaksız, hatta
evde tüp bulundurmak bile yasaklanmış. Tayland’da tüm yeme içme faaliyetleri ev dışında hallediliyor. Mutfaksız ev furyasından Fransa bile nasibini almış; “mutfağı” ile ünlü ülkede emlakçılar bu tür evlere olan talebin arttığını söylüyorlar.
Türkiye’deyse özellikle İstanbul’daki residance’larda “kitchenette” adı verilen minik mutfaklarla sık karşılaşılıyor artık. Bu mutfaklar oturma odasının bir köşesinde bazen başka bir odaya açılan kapı görünümünde, bazen de kitaplığın devamı gibi duruyor. Kapakları açtığınız da ise karşınıza küçük bir evye, birkaç bardak, su ısıtıcısı ve mini bir buzdolabı çıkıyor. Dekoratörler mini mutfakları gözlerden uzaklaştırmak için birbirinden şık tasarımlar yaparken mimarların mutfaklarda yaşanan değişime bakışı ise biraz farklı. Örneğin müzisyen mimar Nejat Yavaşoğulları tamamen mutfaksız ev olamayacağı görüşünde. “Mutfak yoksa muhakkak onun yerini dolduracak bir şey vardır. Tamamen mutfaksız
hayat olmaz. Buzdolabı, bardak, fincan, onları yıkamak için bir evye… Ağır yemek pişirmeyebilirsiniz, koca koca davlumbazlarınız olmaz ama küçük bir mutfak düzeni kurulabilir. Mutfak bir evin en karakteristik özelliğidir, bekâr da olsanız icap ettiği vakit bir şeyler pişirirsiniz. Mutfak günümüzde çok abartılı hâle geldi. 7–8 bin liradan başlayıp 100 bin liraya kadar ulaşan fiyatlarla mutfak yaptırıyor insanlar. Eskiden böyle değildi, şimdi mutfaklar güzelleşti, standartları yükseldi ama abartıldı. Belli bir noktadan sonrası gereksiz, içinde çalışanı da yoran mutfaklar onlar. Ev dediğiniz, yatacak yer, oturacak yer, besleneceğiniz yerlerin bütünüdür” diyor.

Home Art dergisinin Kasım sayısı için hazırlanan “Stüdyo Daireler” dosyasında fotoğraflanan bu evin mutfağı Kitchenette tarzına iyi bir örnek. Ev sahibesi oturma odasının köşesindeki küçücük bir alanı dekoratif kapılar ardına saklayarak hem mutfak ihtiyacını çözmüş hem de gözlerden uzaklaştırmış.
Aile birliğinin ocağın tütmesiyle ilişkilendirildiği Türkiye’de –henüzmutfaksız evler inşa edilmese de bu alanı hayatından çıkaranlara rastlamak mümkün. Hatta birkaçını yakından tanıyorum. Fotoğrafçı arkadaşım Nalan mutfaksız yaşayanlardan. Karanlık oda olarak kullandığı mutfak onun için artık sadece çalışma alanı. Ünlü söz yazarı Aysel Gürel’le veya yakınları ile yapılan söyleşilerden de, hatırımızda mutfak kullanmadığı kalmış. Aysel Gürel uzun yıllar mutfağını kullanmamış, daha doğrusu yemek pişirmek için kullanmamış. Mutfak dolaplarının kapakları şarkı sözleri için not defteri görevi üstlenmiş.

Gümüşsuyu Cheya Residences
Mutfağı hayatınızdan çıkarmak isteyince o alanı başka türlü kullanabiliyorsunuz. Ama Amerikan mutfak dediğimiz açık mutfaklar için yapılabilecek fazla bir şey yok. Şık bir residance’ın stüdyo dairesinde ikamet eden Metin Bekar açık mutfağından rahatsız: “Mutfağı bulunmayan bir evde oturmayı tercih ederdim. Mutfağı hiç kullanmıyorum, evyeyi bile!” diyor. Metin Bekar ile dışarıda yemek yerken konuşuyoruz: “Üşengeç bir adamım, yemek pişirmeyi becerebilirim elbette, ama tercih etmiyorum. Çünkü mesele yemeği yapmakla bitmiyor, alışverişi var, hazırlığı var, bulaşığı var ve tüm bunlar zaman alıyor. Dışarıda yemek çok daha pratik bir şey. Benim buzdolabımın dışı içinden daha kalabalık mesela: İçinde sadece içecekler dururken dışında birçok restoranın magneti duruyor. Akşam 7’de işten çıkıp o yorgunlukla evde yemekle uğraşmak istemiyorum. Kendime kalan kısıtlı zamanı başka türlü değerlendirmeliyim. Mesele karın doyurmaksa bunun birçok yolu var, dışarı çıkabilirim, internetten dilediğimi sipariş verebilirim” diye anlatıyor. Mutfak dolaplarında sadece birkaç bardak bulunan Bekar’a göre mutfak ekipmanları da gereksiz.
“Bir tuşla istediğim siparişi veriyorum”Yemek pişirmek kadının geleneksel bir faaliyeti olduğu için mutfağı hayatından çıkaranların büyük çoğunluğu erkekler. 28 yaşındaki broker Yavuz da mutfaksız yaşayanlardan. Açık mutfaklı stüdyo dairesini dekore ederken mutfak ekipmanlarına yer ayırmamış. Bir köşeye yerleştirdiği minik buzdolabı ve onun üzerindeki su ısıtıcısı ile tüm ihtiyaçlarını karşılıyor. “Yemek çok keyifli ama neden hazırlama ya da pişirme sürecine dahil olayım ki! Bir telefonla veya birkaç tuşa basarak istediğim siparişi veriyorum” diyor.

Zorunlu ihtiyaçları karşılamaya yönelik tasarlanan mini mutfaklar sürgü ya da stor kapakları kapatıldığında dekoratif bir dolap izlenimi veriyor.
Ülkemizde yalnız yaşayanlar, öğrenciler ve gençlerin tercih ettiği mutfaksız yaşamı dünyada ailece sürdürenler var ve sayıları da hızla artıyor. Ünlü televizyon eleştirmeni Yüksel Aytuğ, geçen hafta bir yemek programı ile ilgili yazısında Londra’daki mutfaksız evlerden bahsediyordu. Ailesinin bir kısmı Londra’da yaşayan Yüksel Aytuğ gözlemlerini “İngiltere’de özellikle Londra’da yeme içme alışkanlıkları Avrupa’dan çok farklı. İnsanlar evlerinde mutfak olsa bile dışarıda yeme eğilimindeler. Londra’da birçok mutfaksız daire gördüm. Buralarda yaşayanlar genellikle yoğun çalışan insanlar. Günümüz koşullarında zaman çok kıymetli ve kimse taze fasulye ayıklayarak vakit kaybetmek istemiyor. Oturduğu yerden birkaç tuşa basıp internet üzerinden dilediği yemeği sipariş eden insanlar işlerine daha fazla zaman ayırabiliyor” diye aktarıyor.
Yalnız yaşadığı ve mesai saati belirsiz zaman dilimlerinde çalıştığı halde mutfağından vazgeçmeyenler de var tabii. 29 yaşındaki Ekin’e “Yalnız yaşıyorsun, yemek pişirdiğini de biliyorum ama belki çevrende mutfaksız yaşayan arkadaşların vardır” diyerek haberime destek arıyorum. Ekin “Mutfağı olmayan ev olur mu? Zaten benim yemek pişirmeyen insanlarla işim olmaz. Yemeğin hazırlığı ve pişirme süreci çok keyifli. Ardından kendi kurduğun sofrada yapılan muhabbetler var ki hiçbir şeye değişmem. Böyle bir zevk başka nerede var?” diyor.
Kısacası mutfağın varlığı yaşam tarzı ve alışkanlıklarla ilintili olduğu için hayatımızda önemli bir yer tutuyor. Bu yerin ev sınırları dışına çıkması ise şimdilik pek mümkün görünmüyor…
“Mutfaksız ev sadece bir lüks!”
Merve Yöneyman / Mimar
“Günümüzde, tüm dünyada, özellikle büyük şehirlerde yaşam şekli eskisine göre bir hayli farklı. Yaşam alanları minimum ve maksimum uçlarda seyrediyor. Büyük malikâneler daha da büyük ve gösterişli, küçük evler ve daireler ise neredeyse otel odası kadar oldu. Birkaç senedir tüm dünyada bu konuda birçok araştırma yapılıyor, insanların sorunsuz bir hayat için ihtiyaçları olan metrekareler ve yaşam bölümleri ülkeden ülkeye, kültürden kültüre fark etse de herkesin buluştuğu birtakım ortak noktalar var. Mesela, metropollerde artık mimari yatay değil, dikey olarak gelişiyor. İstanbul’da yaşayan biri olarak, ‘residence yaşamı’ konseptiyle iç içe olmamak imkânsız. Günümüzde hızlı yaşam temposu sebebiyle insanlar kendine vakit ayıramıyor. Artık evlerde küvet bile çok fazla yok, çünkü kullanılamıyor, öyle bir zamanımız yok. Kendimize ayırabildiğimiz vakitleri, şahsi uğraşılarımızla değerlendiriyoruz. Hayat akışı böyleyken, tam teşekküllü mutfaklara da ihtiyaç duyulmuyor. Özellikle bekâr kişilerin yaşamı, sabah kettle’da ısıtılan suyla kahve yapmaktan ve akşamları buzdolabından çıkardığı bir biradan çok da öteye gitmiyor. Çünkü sıcacık yemeğiniz kapınıza bir telefon ve hatta telefonda konuşmak istemezseniz web’den bir tık’la geliyor. Mutfaklar bu yüzden artık kitchenette şeklinde, otel odası mutfağı yani. Aslında mutfak tamamen kullanıcıya göre şekillenmeli. Ben, tost makinem, kettle’ım ve bulaşık makinem olduğu sürece herhangi bir sıkıntı çekmem ve bunların hiçbiri evde ayrı bir mutfak olmasını gerektirmiyor. Mutfaksız ev, yemek yapmayı sevenler için kâbus gibi görünse de dışarıdan yemek söylemeye veya dışarıda yemek yemeye alışık insanlar için sadece bir lüks. Jakuzi gibi…
SABAH-EMLAK
Eki

Renkli, çekmeceli ve tekerlekli orta sehpalar dekoratif özelliğinin yanı sıra işlevsel oluşuyla da evlerin vazgeçilmezi…
Mutfakta ve salonda genişçe yer kaplayan yemek masaları artık yalnızca misafirler geldiğinde tercih ediliyor. Önce dekoratif amaçlı kullanılmaya başlanan orta sehpalar ise oturma gruplarına yakın olma özelliği ile son yıllarda özellikle gençler tarafından yemek masası, hatta laptop masası olarak tercih edildiğinden yemek masalarının pabucunu dama atacağa benziyor…
Deri kaplamalarda en çok kahverengi ve krem tercih ediliyor…
Dünyanın mobilya şehri olma yolunda ilerleyen MODOKO’da, masif naturel kaplamalı, cilalı ve mdf lam mobilyadan üretilen orta sehpaların venge, kiraz, bambu ve meşe renk alternatifleri bulunuyor. Çekmeceli, servisli veya üstü dekoratif cam özelliklerine sahip orta sehpalarda 70×130, 70×110 ve 110×110 boyutları tercih ediliyor. Ayrıca, istenilen boyut, renk ve özellikte orta sehpalar da yapılıyor. Deri kaplamalı orta sehpalarda en çok tercih edilen renk ise kahverengi ve krem.

250 ile bin 500 TL’ye orta sehpa mevcut
Çift renkli orta sehpaların da bulunduğu MODOKO’da kare, dikdörtgen, oval sehpalar da mevcut. Birçok eşyada olduğu gibi beyazın yine gözde olduğu orta sehpalarda bambu rengi - siyahın muhteşem bütünlüğü gözler önüne seriliyor. 250-500 TL fiyat aralığında olan orta sehpaları MODOKO’daki tüm mağazalarda bulmak mümkün.
MODOKO hakkında:
İstanbul Anadolu yakasında bulunan S. S. Mobilya Doğramacıları Kooperatifi (MODOKO), kurulduğu 1969 yılından bugüne 40. yılını geride bıraktı. Mobilya tasarım ve üretiminde sektörün sözcüsü olan MODOKO’da bugün 267 ortak ve toplam 350 firma bulunuyor. 150 bin metrekarelik alanıyla MODOKO, 2010’da Alışveriş Merkezi yönetim yaklaşımıyla “Dünya Mobilya Şehri” olmayı hedefliyor. Oturma, yemek, yatak odası, bebe ve genç odası, mutfak, ofis, bahçe, modüler mobilya, kumaş, perde, sandalye, proje ve tasarım, aksesuar ve dekorasyon gibi zengin seçenekleriyle MODOKO’dan mobilya adına bir evin veya işyerinin tüm ihtiyaçları karşılanabiliyor.
Eyl

Kış yakında kapımıza dayanacak. Soğuk günler için evinizde sıcacık köşeler yaratmak ister misiniz? Ufak değişiklikler dekorasyonunuza da hoş bir hava katacaktır.
Eyl
![]()
Manzaralı duvar kağıtları gidemeseniz bile dünyanın her köşesini odanıza taşımaya olanak veriyor. Salonunuzda Tower Bridge, yatak odanızda Machu Micchu ile yaşayabilirsiniz.
Seyahati ve dünyanın farklı yerlerini keşfetmeyi seviyorsanız ancak gezmek için yeterince zaman bulamayanlar için artık görmek istediğiniz yerleri evinize kadar getiren bir alternatif var. Ya da tam tersine gidip de aklı gördüğü yerlerde kalanlar için de… Yeni duvar kağıtları artık dünyanın kapılarını evinize açıyor. Artık odanız isterseniz Tower Bridge isterseniz Colosseum manzaralı olabilir. Yatak odanızda Chenonceau Şatosunun mistik atmosferini salonunuzda ise Machu Picchu’nun egzotik manzarasını seyredebilir, gitmeseniz oraları kendi evinizde yaşayabilirsiniz SK Concept şirketi tarafından getirilen Atlas Wallcoverings Evolution 2 serisindeki manzaralı duvar kağıtları, dünyanın istediğiniz yerini evinize taşımanıza olanak sağlıyor. Fiyatları duvarınızın boyutlarına göre 159 euro ile 359 euro arasında değişen duvar kağıtları ile ilgili www.duvarkağitlarim.com adresinden daha fazla seçenek bulabilirsiniz.

Eğer Taj Mahal’e gitme özlemi içindeyseniz ya da gidip de aklınız orada kaldıysa siz tekrar gidemiyorsanız Taj Mahal’i odanıza getirebilirsiniz. Derinliği olan bu duvar kağıdı ile Taj Mahal kilometreler değil bir duvar mesafesinde…

Dünyanın yeni harikaları arasında yer alan Peru’daki Machu Picchu, insanda hep bir uzaklık ve özlem hissi yaratıyor. Sanki ulaşılamaz gibi. Siz de isterseniz Machu Pichu’yu daha yakınınıza, örneğin salonunuza getirebilirsiniz.

Yağmuru ve kapalı havası da olmasa İngiltere, yılda birkaç kez gezilmesi gereken yerler listesinde ,ilk sırada. Ülkenin en sembolik yapılarında Tower Bridge ise böyle sade bir odada İngiltere’yi yağmursuz olarak ayağınıza getirebilir.

ABD’nin 150 yıllık tarihi sembol isimlerinin büstünü Rushmore Dağı üzerine kazıyan Rushmore Dağı Anıtı, üç boyutlu duvar kağıdı adeta gerçek izlenimi veriyor.

Sarayları ve bahçeleri ile ünlü Viyana artık atak odalarında. Viyana bahçeleri temalı duvar kağıdını ister tam karşınıza asın ve güne Viyana bahçelerine bakarak uyanın. İsterseniz yatak başucunuza..

Kim camdan dışarı baktığında tarihi bir binaya ile karşılaşmak istemez ki. Roma’daki Colosseum da ilginç mimari yapısı ile

Rönesans devri Fransız mimarisinin en güzel örneklerinden Chambord Şatosu’nun Cosson Irmağı üzerinden çekilmiş bu fotoğrafını ister salonunuzda isterseniz ofisinizde kullanabilirsiniz. Gerçeği kadar güzel duran bu duvar kağıdı ile adeta Chambord Sarayını evinize değil evinizi Cosson Irmağı üzerine yerleştiriyor.

Bu kadar mistik bir yatak odasında kim olmak istemez ki…Duvar kağıdından çok gerçek manzara izlenimi veren inanılmaz Chenonceau Şatosu sizi adeta 15. yüzyıl Fransasına getiriyor. Fransa’nın en görkemli şatolarından olan Chenonceau manzarası duvarınızın bir köşesinde yaşamınıza farklı bir boyut getirebilir.
DUVAR KAĞITLARI FİYATLARI
1.50 x 1.86 159 euro
1.75 x 2.79 239 euro
2.20 x 3.25 299 euro
2.50 x 3.72 359 euro
Eyl
Yorulmadan, sıkılmadan, para harcamadan evinizde gözünüze hoş görünecek değişiklikler yapabilirsiniz.
1. Salonumuzda iki değişik bölüm yaratalım:
Nasılmı? Sevdiğimiz, neşeli bir renk seçelim ve sonra da ince, şeffaf dokulu kumaşı tavandan asarak salonumuzu iki ayrı bölçme ayıralım. Bunun için canlı renkler seviyorsanız açık mavi ya da yeşil, pastel renklerden hoşlanıyorsanız vizon ve bejin tonlarını kullanabilirsiniz.

2. Salonda televizyonum görünmesin diyenlerdenseniz:
Televizyonunuzun içinde bulunduğu standart bir televizyon dolabının içine asacağınız rulo şeklindeki hasır perde, hem sıcak bir hava yaratacak hem de sinema salonlarındaki perdeyi bize hatırlatacaktır.

3. Dolaplarda düzenli bir görüntü segileyelim:
Özellikle kapaksız dolap sistemlerinde dağınık bir görüntüden kurtulmak için odanızın renklerine uyan renklerde kutular alarak eşyalarınızı saklayabilir ve homojen bir görüntü elde edebilirsiniz.

4. Mutfak dolaplarında farklılık yaratalım:
Açık mutfak raflarınızda bulunan ve görünmesini istemediğiniz konserve kutuları ve diğer erzaklarınızın bulunduğu rafları neşeli kumaşlardan yaptırdığınız perde sistemiyle kapatabilir, kitap ve objelerinizin bulunduğu rafları açıkta bırakabilirsiniz.

5. Standart dolapları kendi tarzımıza göre tasarlayalım:
Metal standart raf sisteminden oluşan dolapların iki kenar bölümüne tutturacağımız kumaş perde ile dolabı ofis görüntüsünden çıkararak daha feminen bir görüntü elde edebiliriz.

Ağu
![]()
Evinizdeki duvarların renklerine baktığınızda neler hissediyorsunuz? Bu renkleri beğeniyor musunuz? Sizin kişisel zevklerinizi yansıtıyor mu? Evinizle gurur duyuyor musunuz? Eğer yanıtınız “Hayır” ise, işte size 5 adımda renkli bir eve sahip olmanın püf noktaları…
Filli Boya’nın hazırladığı öneri paketi; duvarlarınız için doğru renkleri seçmenizi sağlayacak…
1) İLHAM ALIN:
Renk seçimi yaparken her yerden ilham alabilirsiniz. Yürüyüş yaparken doğadan, giysi dolabınızdaki kıyafetlerinizden, bir sergiden, en beğendiniz dergiden veya izlediğiniz bir filmden esinlenebilirsiniz…
2) LİSTE ÇIKARIN:
Salon mobilyalarınızın, perdelerinizin, halılarınızın rengini not ederek ufak ayrıntılardan esinlenin. Salon duvarlarına renk seçerken odalarınızla uyumunu da gözardı etmeyin.
3) DETAYLARA ÖNEM VERİN:
Evinizin etkileyici hoş mimari detaylarını öne çıkarın. Pencere pervazlarını duvarlarınıza göre daha açık veya koyu boyayarak öne çıkarabilirsiniz. Bir duvarınızı diğerlerine göre farklı bir renkte boyayabilir, bordür veya duvar kağıdı ekleyebilirsiniz.
4) RENK PLANI YAPIN:
Odalarınızda, tek renk mi kullanacaksınız yoksa farklı kombinasyonlar mı yapacağınıza karar verin. Örneğin salonunuzda kırık beyaz ile kalker tonlarını kombine ederek bir hareket yaratabilirsiniz. Oturma odanızın bir duvarını malta, diğerlerini bal buğu renginde boyayarak canlı bir atmosfer oluşturabilirsiniz.
5) BAĞLANTI KURUN:
Odaları birbirinden ayrı boşluklar olarak görmemeniz gerekir. Bir odadan diğerine uyumlu bir renk akışı yaratarak evde bir bütünlük oluşturabilirsiniz. Salonunuzu toprak tonları ile renklendirebilir, oturma odanızda ıhlamur ve güneş renklerini kullanabilirsiniz. Yatak odasına leylak rengi yakışırken, mutfak için iştah açıcı menekşe ve gül pembesini seçebilirsiniz.

ÖNCE –> Duvarları kırık beyaz olan salonda mobilyalar kendini göstermiyor…

SONRA –> Mekana leylak tonlarında bir boya sürüldüğünde, havası değişiyor…

Sakinlik için mavi, turuncu ile enerji…
* Yatak odanız kişisel ve özeldir. Size özel bu mekanda vakit geçirirken ruh halinizi ve hislerinizi en çok etkileyen faktörlerden biri renktir. Yatak odanızın renk seçiminde öncelikle odanızda yaratmak istediğiniz atmosferi belirleyin.
* Çok fazla mavi ve yeşil kullanımı, sükuneti temsil eden bir yatak odası yaratır. Mavi tonları sakinleşmeniz, stres atmanız ve dinlenmeniz için idealdir. Kırmızı ve turuncu tonları ise yatak odasına enerji verir. Lavanta ve leylak tonlarında dekore edilen bir yatak odası da, sizde meditasyon yapma isteği uyandıracaktır.

Kırmızı iştah açar, sarı neşelendirir
* Bebekler doğduklarında sadece siyah, beyaz ve gri renkleri görebilirken bir hafta sonra kırmızı rengi algılamaya başlarlar. Kırmızı ve diğer canlı renklerle boyanmış bir oda, bebeğin algılamasını hızlandırır.
* İştahını açmak ve onu daha enerjik hale getirmek istiyorsanız; kırmızı tonlarından birini tercih edebilirsiniz. Böylece çocuğunuzun metabolizmasını ve kan basıncını hızlandırırsınız.
* Onların daha enerjik ve katılımcı olmasını istiyorsanız turuncu renk tam size göre. Turuncu ile çocuğunuzun zindelik hissini ve zihinsel aktivitesini de artırırsınız.

Açık tonlar geniş ve ferah gösterir
* Banyoları geniş ve ferah gösterecek açık ve orta tonlara yakın renkleri öneririz. Beyaz, krem, kırık beyaz tonları banyolar için en uygun renklerdir. Temizliği ve sağlığı çağrıştırır.
* Mavi ve yeşilin açık tonlarını da banyonuzda kullanabilirsiniz. Bu renkler akla; suyun enerji ve ferahlığını getirirler.
* Mutfakta hareket artırıcı sıcak renkler tercih edilebilir. Uçuk sarılar, turuncu ve yeşil…
Haz


