Doğtaş’a Atıl Kutoğlu, Ece Sükan ve Federico Delrosso imzası

Kategori: (Mobilya) Yazan: admin, 24-05-2011

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , ,

 Doğtaş’a Atıl Kutoğlu, Ece Sükan ve Federico Delrosso imzası

Moda, stil ve mimarinin üç yıldızı Doğtaş Mobilya için tasarladı

Türkiye mobilya sektöründe ödüllü tasarımları, dinamik ve vizyoner yaklaşımıyla saygın bir marka olan DOĞTAŞ, moda, stil ve mimarinin üç önemli ismi Atıl Kutoğlu, Ece Sükan ve Federico Delrosso ile birlikte yaşam alanlarının temel unsuru olan mobilyayı yeniden yorumladı. Atıl Kutoğlu, Doğtaş için yaptığı yeni tasarımların evlerde “çarpıcı ve ferah bir dünyanın kapılarını açacağını” söyledi.
Yenilenme çalışmalarının en önemli dönüm noktasını oluşturan proje ile Doğtaş, 2011’de mobilya sektörüne damgasını vuruyor. Dünyaca ünlü modacı Atıl Kutoğlu ile ünlü moda ve stil danışmanı Ece Sükan ilk kez sadece Doğtaş için mobilya tasarladılar. Doğtaş Mobilya yönetimi, projeyi, mobilyada sadece Doğtaş tarafından aşılabilecek yeni bir eşik olarak yorumladı.
Doğtaş’ın Atıl Kutoğlu, Ece Sükan ve Federico Delrosso’nun yaratıcı çalışmalarıyla gerçekleştirdiği proje lansmanı; tasarımcılar, Doğtaş Yönetim Kurulu Üyeleri ve çalışanları, siyaset, moda, cemiyet ve iş dünyasının ünlü isimlerinin yoğun katılımıyla 19 Nisan’da Koç Müzesi’nde gerçekleştirildi.
İşlevsellikten uzaklaşmadan, daha çok yaratıcılık, daha çok estetik, daha çok konfor ve daha çok yaşam kalitesinin izinde arayışlarını kesintisiz sürdüren Doğtaş, yenilikçi çalışmalarında önemli bir dönüm noktasına ulaştı. Dünyaca ünlü modacı Atıl Kutoğlu, ilk kez Doğtaş için mobilya tasarladı. Atıl Kutoğlu, Doğtaş için kendi deyimiyle “Viyana sanatının altın çağına uzanan bir ufukta, mistik ve lüks bir dünya yaratmak üzere uzun zaman güncelliğinden, seçkinliğinden bir şey kaybetmemesine dikkat ettiği” bir köşe takımı hazırladı. Yine sadece Doğtaş için ilk kez mobilya tasarlayan moda ve stil danışmanı Ece Sükan, işi gereği zihninde yıllardır biriktirdiği görsel hafızasından yaratıcı biçimde yararlanarak, içinde bir adet üçlü koltuk, bir adet ikili koltuk, bir adet berjeri olan salon takımı ve köşe tamamlayıcı berjer ile birlikte bir köşe takımı üzerinde çalıştı. İtalyan mimar Federico Delrosso ise Doğtaş için sehpalı, TV üniteli tam bir salon takımı tasarladı ve tasarımlarını yaratırken 50’li, 60’lı yılların biçimlerinden referans aldı.
Ünlü tasarımcıların özel tasarımlarıyla oluşturulan Doğtaş Mobilya serisinin tanıtım gecesinde söz alan Doğtaş Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı Davut Doğan, “Doğtaş Mobilya olarak Atıl Kutoğlu, Ece Sükan ve Federico Delrosso’nun yaratıcı çalışmalarıyla oluşturduğumuz bu projemizle yenilikçi tarafımızın en önemli dönüm noktalarından birini yaşıyoruz ve 2011’de mobilya sektörüne damgamızı vuruyoruz” dedi. Doğan, Doğtaş’ın bu başarıyı daha da yukarıya çekmek için yenilikçi çalışmalarını sürdüreceğini söyledi.
Mobilyada yeni bir eşik
Doğtaş Mobilya Genel Müdürü İsmail Doğan ise; “Doğtaş tasarım, kalite ve mağazacılık hizmet anlayışı ile kendini farklı bir yere konumlamış bir marka. Doğtaş markasının sürekli en iyinin peşindeki arayışlarıyla, zamanın ruhunu kavrayan en iyi tasarımcıların yollarının kesişmesi kaçınılmaz bir sonuçtu. Böylece, dünyaca ünlü modacı Atıl Kutoğlu, ünlü moda ve stil danışmanı Ece Sükan ve ünlü İtalyan mimar Federico Delrosso’nun, Doğtaş markasının birikimiyle örtüşen yaratıcı çalışmalarıyla, mobilyada aşılması gereken yeni bir eşik ortaya çıktı. Gerektiğinde yine sadece Doğtaş tarafından aşılabilecek bir eşik” dedi.
Evlerde çarpıcı  ve ferah bir dünyanın kapıları açılıyor
İlk kez mobilya tasarlayan ve bunu ilk kez Doğtaş için yapan Atıl Kutoğlu da, “Doğtaş’ın yeni çizgilere sahip mobilya serisi evlerde çarpıcı, dingin, yaratıcı, huzurlu ve ferah bir dünyanın kapılarını ardına kadar açacak. İnsanların evlerinde yaşama sevinci aşılayacak” dedi.
Tasarım, kalite, moda, trend kavramları vurgulanıyor
Sürekli daha iyiyi arayan ve mekânlarda yaşama sevinci aşılayacak yeni tasarımlarla insanlara güzel sürprizler yapmak hedefi ile yola çıkan Doğtaş, bu proje ile tasarım–kalite-moda-trend kavramlarını vurguluyor. Bütünsel bir pazarlama stratejisi ile son 5 yılda ürünlerden mağaza konseptlerine kadar her bileşende yenilenen Doğtaş markasının tasarımları, sektörde giderek daha çok dikkat çekiyor. Takip edilen öncü ve değer yaratan bir marka olarak Doğtaş, mobilya modasında bir dünya markası olma yolunda güçlü bir şekilde ilerliyor.
Doğtaş’ta Campbell, Kurkova, Jagger ışıltıları
Proje için yaratılan ürünlerde, Atıl Kutoğlu’nun defilesinde Naomi Campbell’ın taşıdığı elbisenin renk şeritlerini koltuk üzerine şerit olarak taşıması, Ece Sükan’ın eklektik yaklaşımla farklı üç koltuğu aynı oturma gurubunda birleştirmesi, Federico Delrosso’nun farklı keskin çizgilerle rahatlığı tek bir kombinasyonda buluşturması dikkat çekiyor. Doğtaş için tasarlanan ürünler, Atıl Kutoğlu’nun New York Moda Haftası’nda tasarladığı kıyafetleri taşıyan dünyaca ünlü modeller Naomi Campbell, Karolina Kurkova, Elizabeth Jagger parıltısı ve ışıltısının yansıdığı, Ece Sükan’ın yaşadığı heyecan ve macera duygusunu, Federico Delrosso’nun Milano’dan başlayıp dünyaya açılan zengin ilham kaynaklarını hissettirecek.

MİLLİYET

Mutfaksız evler!

Kategori: (Dekorasyon) Yazan: admin, 15-10-2009

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 Mutfaksız evler!

Modern hayatın koşturmacasına, “yanlızlık ve üşengeçlik” de eklenince yeni bir yaşam trendi doğdu!

Yeni Aktüel dergisinin derlediği habere göre, İngiltere, ABD ve Avrupa’nın birçok yerinde yayılan “mutfaksız yaşam” trendi artık ülkemizde de görülüyor. Yemek yapmaya zaman bulamayan veya yemek yapmaktan hoşlanmayanlar, mutfaktan çıkmak yerine,

mutfağı evlerinden çıkarıyor. Mutfakçık diyebileceğimiz “kitchenette” adı verilen mutfaklar da bu modanın ilk öncüleri.

Nohut oda bakla sofa” bir evim var; tam tamına 50 metrekare. Neredeyse 30 yıllık bir daire burası. Küçüklüğüne rağmen kullanışlı hâle getirmek için epey elden geçmesi gerekmişti. Tel dolap ve evyeden ibaret olan mutfağı sil baştan yenilerken, koridora açılan duvarını da yıktırmıştım.

Şimdi küçücük evimin ferah bir mutfağı var. Duvarla birlikte kapı da ortadan kalktığı için pişen her yemeğin kokusu evin tamamını sarıyor. Tam da bu nedenle seviyorum mutfağımı, evimin yaşadığını hissettiriyor bana.

Evin kalbi diye tanımlanan mutfağın hayatımızdaki önemi malûm. Günümüzde televizyon ve oturma grupları mutfak ekipmanları arasında sayılıyor. Hatta iki oda bir salon yerine “iki oda bir mutfak” diyebileceğimiz açık mutfaklı geniş evler rağbet görüyor.

Mutfağın işlevini ve tarihini anlatmak için ateşin bulunduğu çağa dönmeyeceğim ama artık bambaşka bir çağda yaşıyoruz ve ihtiyaçlar değişiyor. Geniş mutfak isteyenler gibi evinde neredeyse hiç mutfak istemeyenler de var. Konut firmalarının çalışan çiftler ya da yalnız yaşayanlar için projelendirdiği stüdyo daireler bu ihtiyacı karşılıyor. ABD, İngiltere ve Avrupa’nın birçok yerinde ise tamamen mutfaksız evler bulunuyor. New York’ta genellikle yalnız yaşayanların tercih ettiği “flat” denen stüdyo dairelerle “loft” diye tabir edilen geniş yaşam alanları bunlara en iyi örnek. Eski fabrika, depo itfaiye binası gibi endüstriyel yapıların elden geçirilip yaşam alanına dönüştürülmesine “loft” adı veriliyor. “Loft”lar tamamen açık planlı ve büyük bir kısmında mutfak bulunmuyor. Bir kısmında ise dolapların içine saklanarak gözlerden uzaklaştırılmış. Flat tipi daireleri ise nispeten düşük gelirli çalışanlar veya öğrenciler tercih ediyor. Küçük bir banyo ile yaşam ve uyuma alanlarının bulunduğu bu evlerin de mutfaksız olanları bulunuyor. Londra’da loft ve flat tipi dairelerin yanı sıra “bölünmüş binalar” la da karşılaşıyoruz. 18. yüzyılın sonları ile 20. yüzyıl başlarında inşa edilen, bizim, köşk, saray ya da malikâne diye adlandırdığımız 10 küsur odalı evler zaman içinde sahip değiştirince bölünüp küçük dairelere ayrılmış. Şimdi öğrencilere, yalnız yaşayanlara ya da küçük ailelere ev sahipliği yapıyorlar. Tabii mutfaksız olarak.

files.php?file=nejat_905867335 Mutfaksız evler!

Nejat Yavaşoğulları “Mutfaksız ev olmaz” diyor.

Mutfaksız hayat olmaz”

Almanya’da 20. yüzyılın başlarında Frankfurter tarzı denen sosyal konutlar yapıldığını biliyoruz. Mutfağa sadece dört metrekare alan ayrılan evler bunlar. İki kişinin aynı anda hareket etmesine olanak tanımayan bu tarzın amacı kadının evin dışına çıkıp çalışmaya yönlendirilmesi olarak açıklanıyor. Tayland’da ise evlerin hiç mutfağı yok. Çünkü ülkenin geleneğinde evler mutfaksız, hatta

evde tüp bulundurmak bile yasaklanmış. Tayland’da tüm yeme içme faaliyetleri ev dışında hallediliyor. Mutfaksız ev furyasından Fransa bile nasibini almış; “mutfağı” ile ünlü ülkede emlakçılar bu tür evlere olan talebin arttığını söylüyorlar.

Türkiye’deyse özellikle İstanbul’daki residance’larda “kitchenette” adı verilen minik mutfaklarla sık karşılaşılıyor artık. Bu mutfaklar oturma odasının bir köşesinde bazen başka bir odaya açılan kapı görünümünde, bazen de kitaplığın devamı gibi duruyor. Kapakları açtığınız da ise karşınıza küçük bir evye, birkaç bardak, su ısıtıcısı ve mini bir buzdolabı çıkıyor. Dekoratörler mini mutfakları gözlerden uzaklaştırmak için birbirinden şık tasarımlar yaparken mimarların mutfaklarda yaşanan değişime bakışı ise biraz farklı. Örneğin müzisyen mimar Nejat Yavaşoğulları tamamen mutfaksız ev olamayacağı görüşünde. “Mutfak yoksa muhakkak onun yerini dolduracak bir şey vardır. Tamamen mutfaksız

hayat olmaz. Buzdolabı, bardak, fincan, onları yıkamak için bir evye… Ağır yemek pişirmeyebilirsiniz, koca koca davlumbazlarınız olmaz ama küçük bir mutfak düzeni kurulabilir. Mutfak bir evin en karakteristik özelliğidir, bekâr da olsanız icap ettiği vakit bir şeyler pişirirsiniz. Mutfak günümüzde çok abartılı hâle geldi. 7–8 bin liradan başlayıp 100 bin liraya kadar ulaşan fiyatlarla mutfak yaptırıyor insanlar. Eskiden böyle değildi, şimdi mutfaklar güzelleşti, standartları yükseldi ama abartıldı. Belli bir noktadan sonrası gereksiz, içinde çalışanı da yoran mutfaklar onlar. Ev dediğiniz, yatacak yer, oturacak yer, besleneceğiniz yerlerin bütünüdür” diyor.

files.php?file=mutfaksiz1_394694683 Mutfaksız evler!

Home Art dergisinin Kasım sayısı için hazırlanan “Stüdyo Daireler” dosyasında fotoğraflanan bu evin mutfağı Kitchenette tarzına iyi bir örnek. Ev sahibesi oturma odasının köşesindeki küçücük bir alanı dekoratif kapılar ardına saklayarak hem mutfak ihtiyacını çözmüş hem de gözlerden uzaklaştırmış.

Aile birliğinin ocağın tütmesiyle ilişkilendirildiği Türkiye’de –henüzmutfaksız evler inşa edilmese de bu alanı hayatından çıkaranlara rastlamak mümkün. Hatta birkaçını yakından tanıyorum. Fotoğrafçı arkadaşım Nalan mutfaksız yaşayanlardan. Karanlık oda olarak kullandığı mutfak onun için artık sadece çalışma alanı. Ünlü söz yazarı Aysel Gürel’le veya yakınları ile yapılan söyleşilerden de, hatırımızda mutfak kullanmadığı kalmış. Aysel Gürel uzun yıllar mutfağını kullanmamış, daha doğrusu yemek pişirmek için kullanmamış. Mutfak dolaplarının kapakları şarkı sözleri için not defteri görevi üstlenmiş.

files.php?file=mutfaksiz2_312456860 Mutfaksız evler!

Gümüşsuyu Cheya Residences

Mutfağı hayatınızdan çıkarmak isteyince o alanı başka türlü kullanabiliyorsunuz. Ama Amerikan mutfak dediğimiz açık mutfaklar için yapılabilecek fazla bir şey yok. Şık bir residance’ın stüdyo dairesinde ikamet eden Metin Bekar açık mutfağından rahatsız: “Mutfağı bulunmayan bir evde oturmayı tercih ederdim. Mutfağı hiç kullanmıyorum, evyeyi bile!” diyor. Metin Bekar ile dışarıda yemek yerken konuşuyoruz: “Üşengeç bir adamım, yemek pişirmeyi becerebilirim elbette, ama tercih etmiyorum. Çünkü mesele yemeği yapmakla bitmiyor, alışverişi var, hazırlığı var, bulaşığı var ve tüm bunlar zaman alıyor. Dışarıda yemek çok daha pratik bir şey. Benim buzdolabımın dışı içinden daha kalabalık mesela: İçinde sadece içecekler dururken dışında birçok restoranın magneti duruyor. Akşam 7’de işten çıkıp o yorgunlukla evde yemekle uğraşmak istemiyorum. Kendime kalan kısıtlı zamanı başka türlü değerlendirmeliyim. Mesele karın doyurmaksa bunun birçok yolu var, dışarı çıkabilirim, internetten dilediğimi sipariş verebilirim” diye anlatıyor. Mutfak dolaplarında sadece birkaç bardak bulunan Bekar’a göre mutfak ekipmanları da gereksiz.

“Bir tuşla istediğim siparişi veriyorum”Yemek pişirmek kadının geleneksel bir faaliyeti olduğu için mutfağı hayatından çıkaranların büyük çoğunluğu erkekler. 28 yaşındaki broker Yavuz da mutfaksız yaşayanlardan. Açık mutfaklı stüdyo dairesini dekore ederken mutfak ekipmanlarına yer ayırmamış. Bir köşeye yerleştirdiği minik buzdolabı ve onun üzerindeki su ısıtıcısı ile tüm ihtiyaçlarını karşılıyor. “Yemek çok keyifli ama neden hazırlama ya da pişirme sürecine dahil olayım ki! Bir telefonla veya birkaç tuşa basarak istediğim siparişi veriyorum” diyor.

files.php?file=mutfaksiz3_822366845 Mutfaksız evler!

Zorunlu ihtiyaçları karşılamaya yönelik tasarlanan mini mutfaklar sürgü ya da stor kapakları kapatıldığında dekoratif bir dolap izlenimi veriyor.

Ülkemizde yalnız yaşayanlar, öğrenciler ve gençlerin tercih ettiği mutfaksız yaşamı dünyada ailece sürdürenler var ve sayıları da hızla artıyor. Ünlü televizyon eleştirmeni Yüksel Aytuğ, geçen hafta bir yemek programı ile ilgili yazısında Londra’daki mutfaksız evlerden bahsediyordu. Ailesinin bir kısmı Londra’da yaşayan Yüksel Aytuğ gözlemlerini “İngiltere’de özellikle Londra’da yeme içme alışkanlıkları Avrupa’dan çok farklı. İnsanlar evlerinde mutfak olsa bile dışarıda yeme eğilimindeler. Londra’da birçok mutfaksız daire gördüm. Buralarda yaşayanlar genellikle yoğun çalışan insanlar. Günümüz koşullarında zaman çok kıymetli ve kimse taze fasulye ayıklayarak vakit kaybetmek istemiyor. Oturduğu yerden birkaç tuşa basıp internet üzerinden dilediği yemeği sipariş eden insanlar işlerine daha fazla zaman ayırabiliyor” diye aktarıyor.

Yalnız yaşadığı ve mesai saati belirsiz zaman dilimlerinde çalıştığı halde mutfağından vazgeçmeyenler de var tabii. 29 yaşındaki Ekin’e “Yalnız yaşıyorsun, yemek pişirdiğini de biliyorum ama belki çevrende mutfaksız yaşayan arkadaşların vardır” diyerek haberime destek arıyorum. Ekin “Mutfağı olmayan ev olur mu? Zaten benim yemek pişirmeyen insanlarla işim olmaz. Yemeğin hazırlığı ve pişirme süreci çok keyifli. Ardından kendi kurduğun sofrada yapılan muhabbetler var ki hiçbir şeye değişmem. Böyle bir zevk başka nerede var?” diyor.

Kısacası mutfağın varlığı yaşam tarzı ve alışkanlıklarla ilintili olduğu için hayatımızda önemli bir yer tutuyor. Bu yerin ev sınırları dışına çıkması ise şimdilik pek mümkün görünmüyor…

Merve Yöneyman“Mutfaksız ev sadece bir lüks!”

Merve Yöneyman / Mimar

“Günümüzde, tüm dünyada, özellikle büyük şehirlerde yaşam şekli eskisine göre bir hayli farklı. Yaşam alanları minimum ve maksimum uçlarda seyrediyor. Büyük malikâneler daha da büyük ve gösterişli, küçük evler ve daireler ise neredeyse otel odası kadar oldu. Birkaç senedir tüm dünyada bu konuda birçok araştırma yapılıyor, insanların sorunsuz bir hayat için ihtiyaçları olan metrekareler ve yaşam bölümleri ülkeden ülkeye, kültürden kültüre fark etse de herkesin buluştuğu birtakım ortak noktalar var. Mesela, metropollerde artık mimari yatay değil, dikey olarak gelişiyor. İstanbul’da yaşayan biri olarak, ‘residence yaşamı’ konseptiyle iç içe olmamak imkânsız. Günümüzde hızlı yaşam temposu sebebiyle insanlar kendine vakit ayıramıyor. Artık evlerde küvet bile çok fazla yok, çünkü kullanılamıyor, öyle bir zamanımız yok. Kendimize ayırabildiğimiz vakitleri, şahsi uğraşılarımızla değerlendiriyoruz. Hayat akışı böyleyken, tam teşekküllü mutfaklara da ihtiyaç duyulmuyor. Özellikle bekâr kişilerin yaşamı, sabah kettle’da ısıtılan suyla kahve yapmaktan ve akşamları buzdolabından çıkardığı bir biradan çok da öteye gitmiyor. Çünkü sıcacık yemeğiniz kapınıza bir telefon ve hatta telefonda konuşmak istemezseniz web’den bir tık’la geliyor. Mutfaklar bu yüzden artık kitchenette şeklinde, otel odası mutfağı yani. Aslında mutfak tamamen kullanıcıya göre şekillenmeli. Ben, tost makinem, kettle’ım ve bulaşık makinem olduğu sürece herhangi bir sıkıntı çekmem ve bunların hiçbiri evde ayrı bir mutfak olmasını gerektirmiyor. Mutfaksız ev, yemek yapmayı sevenler için kâbus gibi görünse de dışarıdan yemek söylemeye veya dışarıda yemek yemeye alışık insanlar için sadece bir lüks. Jakuzi gibi…

SABAH-EMLAK

Modern bir tarza sahipsiniz!

Kategori: (Dekorasyon) Yazan: admin, 09-05-2009

Etiketler : , , , , , ,

 Modern bir tarza sahipsiniz!

Odak noktalarının mimari ve estetik ayrıntılar üzerinde olduğu son derece yalın çizgilere sahip olan modern tarz mobilyalar son yıllarda gerek konforu, gerekse artık daha kolay satın alınabilir oluşlarıyla daha çok tercih ediliyorlar. Bir zamanlar son derece soğuk ve abartılı kabul edilen modernist dekorasyon unsurları günümüzde daha yalın, daha sıcak bir kimliğe büründü. Modern dekorasyonu tercih etmemizin kuşkusuz en büyük sebeplerinden biri de, günümüz temposunu yakalarken bize eşlik edecek kadar konforlu, işlevsel ve pratik oluşu. Evinizde modern bir atmosfer yaratırken; aşırılıktan kaçın, pastel tonları ve sade döşemeleri tercih edin. Duvarlarınızda dev porterler ve siyah beyaz fotoğraflar kullanmaktan çekinmeyin

Modern bir tarza sahipsiniz!

Kategori: (Dekorasyon) Yazan: admin, 15-04-2009

Etiketler : , , ,

 Modern bir tarza sahipsiniz!

Odak noktalarının mimari ve estetik ayrıntılar üzerinde olduğu son derece yalın çizgilere sahip olan modern tarz mobilyalar son yıllarda gerek konforu, gerekse artık daha kolay satın alınabilir oluşlarıyla daha çok tercih ediliyorlar. Bir zamanlar son derece soğuk ve abartılı kabul edilen modernist dekorasyon unsurları günümüzde daha yalın, daha sıcak bir kimliğe büründü. Modern dekorasyonu tercih etmemizin kuşkusuz en büyük sebeplerinden biri de, günümüz temposunu yakalarken bize eşlik edecek kadar konforlu, işlevsel ve pratik oluşu. Evinizde modern bir atmosfer yaratırken; aşırılıktan kaçın, pastel tonları ve sade döşemeleri tercih edin. Duvarlarınızda dev porterler ve siyah beyaz fotoğraflar kullanmaktan çekinmeyin.

Evinize Japon havası katın!

Kategori: (Dekorasyon) Yazan: admin, 02-04-2009

Etiketler : , , , , , , , ,

 Evinize Japon havası katın!

Hiçbir ülke ile kara sınırı olmayan Japonya, dünya tarihinin en eski hanedanlarına ve kültür tarihine sahip olan ülkelerinden biri. Bu güçlü geçmişiyle pek çok akıma da ilham vermiş.

Kelime anlamı güneşin kaynağı olan Japonya, mimaride sakinliğe ve sadeliğe ilk sırada yer veriyor. XVI. yy. Japon evlerinde fiziksel rahatlık ikinci plana atılıyor. Çıplak ayakla gezilen mekánlar, minimum mobilya ile dekore ediliyor. Geleneksel Japon evlerinde mimariyi malzeme yaklaşımı belirliyor. İplerle bağlanan kiaki ağacının sazlarından yapılan çatılar ve tatami hasırından zeminler, kağıt kapılar evlerin ana malzemeleri arasında. Evlerin metrekareleri, her biri yaklaşık 180×90 cm. olan tatamilerin boyutlarıyla ölçülüyor. Örneğin bir kapı eşiği iki tatami yüksekliğinde ve bir tatami eninde olmalı.
files.php?file=japanese__3__504654906 Evinize Japon havası katın!

Modern Japon evlerinde ise durum biraz daha farklı. Paslanmaz çelik, brüt beton ve seramik kullanılarak inşa edilen evler, şiirsel bir görünüme sahip. Özellikle, çağdaş Japon mimarisinin ustası Tadao Ando’nun yapıları bu konu için iyi bir örnek. Görsel zenginlik ve renk açısından, geleneksel Japon tarzı daha çok dekoratif öğeler barındırıyor.

Kağıt fenerler, Japon kuş desenleri, kiraz ağacı çiçekleri, kırmızının yoğun kullanımı, alçak sehpalar, ham ipek bölme paneller ve çay sanatının bir sonucu olarak tasarlanan seramik çaydanlıklar ve fincanlar bu dekoratif öğelerden en belirgin olanları. Japon çiçek düzenleme sanatı ikebana’nın da iç mekán tasarımlarında önemi büyük. Çünkü Japon kültüründe doğaya olan saygı, günlük yaşamı yönlendiriyor.

files.php?file=japanese__1__527131528 Evinize Japon havası katın!

Japon stilinin ana detayları:

* Basit ve minimalist Zen felsefesi
* Hareketli paravanlar ve sürgülü panellerle yaratılan esnek sınırlar
* Dış çevrenin içeriye sokulması
* Yere yakın mobilyalar
* Depolama üniteleri
* Saz, bambu, kağıt ve ahşap gibi organik malzemeler
* İndirekt aydınlatma
* Yer yer kırmızı, siyah ve gold vurguların olduğu pastel renk skalaları

Geleneksel Japon misafir evi “Ryokan”

Geleneksel Japon misafir evi, Japon gelenekleri, sanatı ve tarihi, adeta kişisel bir deneyim şeklinde ve uyumlu bir birliktelik içinde karşımıza çıkıyor. Bir Ryokan’da konaklamak, sıradan bir Japon otelinde kalmaktan çok ötedir, aslında zaman içinde bir yolculuk yaparak Eski Japonya’ya misafir olmak anlamına gelmektedir.

files.php?file=japanese_651714436 Evinize Japon havası katın!

Ryokan ile son derece estetik ve eşsiz bir kültüre sahip Japonya’nın geleneksel yaşam tarzına tanık olursunuz. Ryokan modern zaman ile çok az benzerliğe sahip, uzun zaman önce kaybolduğunu düşündüğümüz bir dünyaya dair eşsiz bir deneyim sunar, bu sayede misafirler günlük yaşamlarının rutininden çıkma olanağı bulurlar.

Maison Française dergisinin kasım sayısı, bak bak doyamayacağınız bir dekorasyon+stil kaynağı. Karma tarzlar, birbirine zıt giden mobilyalar, altın ile gümüş ve gelecek sezonun falı “Azaltıyor muyuz?”, dergide dikkat çeken konulardan bazıları. Kumaş ve duvar kağıdı arayışındaysanız, 64 sayfalık özel 2007 kumaşları dergisi de çok işinize yarayacak.

Yapmanız gerekenler…

Japon tarzı bir çardakBüyüklüğü ne kadar olursa olsun, dik açılardan ve düz çizgilerden oluşur. Japon tarzı bir alanı incelemek istediğinizde, yere oturarak etrafınıza bakarsanız, daha net bir şekilde görebilirsiniz. Oturduğunuz ve baktığınız noktadan, etrafa çok sayıda çizgi çıkıyormuş gibi hisseder ve odanın, en alt kısmında kalan tatami hasırlarını (yer döşemesinde kullanılan hasırlar) odanın en alt kısmında hissedersiniz. Tavan uygulamaları tahta, sürgülü kapı ve pencereler, ahşap kafes sistemleri en belirgin özelliklerdir.

Alanın içindeki en ufak bir ayrıntı dahi, gözünüze takılır ve önemi ortaya çıkar. Tarz olarak, sadelik hakimdir. Alanın kısımlara ayrılması için paravan kullanılır. Dekorasyondaki ayrıntılar; mevsime, gelen konuklara ve yaşayanlara göre değişir. Örneğin; gelen şeref misafirinin resmi duvara asılabilir, günün amacına göre vazoya çiçek seçilir.

Yerlerde döşeli olan tatamiler sebebi ile ayakkabı ile girilmez. Tatamilerin üzerinde yatılır, yemek yenir. İç alanlarda mutlaka tütsülükler yerleştirilmiştir.

Geleneksel Japon minkası (evi) dendiğinde, akla bu tarz evler gelir. Günümüzde ise telli cam, oluklu demir levha gibi prefabrika evlerde yaşam sürülse dahi, iç alanlarda Japon minkasının çizgileri görülür. Eşyalar, sade ve yalındır. Abartısız, ihtiyaçlara cevap verecek kadar eşya vardır.

Bu tarzdan hoşlanıyorsanız, bazı küçük objeler ile evinize veya odanıza yine de bu espriyi yansıtabilirsiniz.