Mobilya sektöründe bilinçlenen tüketici rekabeti artırıyor

Kategori: (Mobilya) Yazan: admin, 28-11-2011

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

15112965 Mobilya sektöründe bilinçlenen tüketici rekabeti artırıyor

Mobilya sektöründe hızla artan bir rekabet olduğunu ifade eden Tepe Home Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı İlhan İl, tüketicilerin daha bilinçli ve beklentilerinin daha yüksek olduğunu belirtti.

spacer Mobilya sektöründe bilinçlenen tüketici rekabeti artırıyor
FUARLARA katılım ve internet kullanımının mobilya sektöründe bilgi ve gelişimi tetiklediğini belirten Tepe Home Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı İlhan İl, “Mobilya endüstrisi hızlı bir dönüşüm geçirerek bilgi ve sermayesi yoğun bir moda sektörü olma yolunda ilerliyor” dedi.

Türkiye’de tüketim alışkanlıkları ve tüketici tercihlerinin ciddi bir şekilde değiştiğinin altını çizen İl, “Bu değişiklilere paralel bir şekilde mobilya sektörü de değişiyor. Gelir seviyesi yükseldikçe beklentiler ve markalı ürünlere olan talep artıyor. Üretimin alt yapısı gelişiyor ve dünya standartlarına ulaşılıyor. Fuarlara katılım ve internet kullanımı, sektörde bilgi ve gelişimi tetikliyor. Böylece yeni malzemelere ulaşılıyor, malzeme kullanımı, trendler, renkler yakından takip edilebiliyor” diye konuştu.

Sektörün geleceğinden umutluyuz

Türkiye’nin mobilya sektörü açısından rekabet gücünün yüksek olduğunu belirten İl, şunları söyledi:
“Bu rekabet gücü ile birlikte de mobilya pazarı hızla büyümektedir. Ülkemizde 30’un üzerinde üniversitede yer alan tasarım bölümlerinde yetişen çok sayıda genç tasarımcı sektörümüze dinamizm katmaktadır. Ülkemizdeki şehirleşme, geniş aileden çekirdek aileye geçiş, kişi başına düşen gelirin hızla artması, TOKİ’nin ve çok sayıda inşaat şirketinin yeni konut projeleri üretmesi, yapılmakta olan ve planlanan iş merkezleri, otel yatırımları ve kentsel dönüşüm projelerine baktığımızda sektörün geleceği için olumlu düşünmek gerekmektedir.

Tüketici nokta hedef ile geliyor

Sektörde hızla artan bir rekabet var. Günümüz şartlarında yüksek kar marjları ile çalışabilmek mümkün değil. Bu yalnızca rekabet ya da krizlerden kaynaklanmıyor, müşterilerimiz de değişiyor. Fiyat, satış için tek kriter değil. Kalite, satış anında ve sonrasındaki hizmet, garanti, iade ve değişim koşulları gibi pek çok değişken tüketicinin kararlarını etkiliyor. Müşterinin ürüne erişimi için alternatifler çoğaldı. Artık tüketici bilinçli ve arzu ettiği ürünleri internet sitesinde inceleyerek nokta hedef ile geliyor. Tepe Home olarak biz mobilyanın yanı sıra ev aksesuarı ve hediyelik ürün satışı da yapıyoruz. Bu nedenle perakendedeki rakabeti daha yoğun hissediyoruz. Ülkemiz genç ve satın alma gücü yüksek 73 milyonluk büyük bir pazar var. Türkiye’nin organize perakende sektörü, Avrupa Birliği’nin en büyük yedinci, dünyanın ise en büyük 10’uncu pazarı durumunda. Bu nedenle sektörde daha fazla yabancı rekabeti ve dünya krizi sonrasında da yeni satın almalar ve konsolidasyonlar bekliyoruz.

Yaşam konforu önem kazanıyor

GÜNÜMÜZDE yaşam şartlarının değişimine bağlı olarak, alışkanlıkların da hızlı değişim gösterdiğinin altını çizen İl, “Bu hızlı değişim sonucunda yaşam konforumuz önem kazanıyor. Eskinin hacimli, ağır mobilyaları günümüzde yerini çok işlevli, fonksiyonel, yaşamı kolaylaştıran sade ve yalın mobilyalara bırakıyor. Mutfaklar ise artık sadece yemek pişirilen alanlar olmaktan çıkıp, ailenin bir araya geldiği, sohbet edildiği, dinlenildiği mekanlar haline dönüşüyor. Bu değişim doğrultusunda mutfaklar daha çok ev mobilyası görüntüsünde şekilleniyor. Tüm mobilyalarda mekanda huzur yaratacak bej, krem, vizon ve gri tonları kullanılıyor” diye konuştu.

Her fabrika yeni istihdam demek

ŞİRKETİMİZ ürünlerini üç kanaldan satışa sunuyor. Bunların ilki Tepe Home Mağazaları olup halen 14 ilde 22 Tepe Home Mağazası bulunuyor. Bunların 15 tanesini kendimiz işletiyor, yedi tanesini ise bayilik sistemiyle çalıştırıyoruz. 2011 yılında İstanbul Marmara Forum AVM’nde, Ankara Siteler’de, Alanya, Eskişehir, Giresun ve Konya’da altı mağaza açtık. Elazığ’da da bu yıl içinde bir mağaza açarak yıl sonu itibariyle 23 Tepe Home mağazasına ulaşmayı hedefliyoruz. 2012 yılı için şimdiden sözleşmesini imzaladığımız ya da imzalamak üzere olduğumuz üç mağaza planımız daha var. 2012- 2014 yıllarında açacağımız yeni mağazalarla tüm yurtta hizmet verecek 40 Tepe Home mağazasına ulaşmayı öngörüyoruz. Açılacak fabrikada ve mağaza ilave istihdam demek. Bugün itibariyle açılan her bir Tepe Home mağazasında ortalama 25 personel istihdam ediliyor. Bu durumda, açılacak Tepe Home mağazalarımızda ilave 600 istihdam yaratılması bekleniyor.”

hürriyet.com.tr

Beykoz’da sıra dışı bir ev

Kategori: (Dekorasyon) Yazan: admin, 29-07-2011

Etiketler : , , , , , , ,

 Beykozda sıra dışı bir ev

Genç çift, aile büyüklerinden kalan evin kendileri için yeniden yorumlanmasını istedi ve sonuç göz kamaştırcı oldu!

New York, İstanbul ve Bodrum’da ofisleri olan bir mimarlık  şirketi olan GAD, Beykoz sırtlarında bulunan etkileyici renovasyon projesini tamamladı. BUAMA evi, aile büyüklerinden kalan bir evin kendileri için yeniden yorumlanmasını isteyen genç bir çifte ait. Ortaya çıkan sonuç ise göz kamaştırıcı oldu!

Işte proje mimarı Gökhan Avcıoğlu’ndan konuyla ilgili bir kaç kelime:” Biraz farklı kriterlerle hareket ederek banyo, yatak odaları, değişik mekanlarda ortaya çıkan farklı tavan yükseklikleri ile çevremizde pek kolay rastlayamayacağımız bir ev kurgusuna dönüştürdük. Dik açılar, sert köşeler odalarda sert gölgeler yaratıyor ve olduğundan da küçük mekan hissi veriyordu. Ayrıca evdeki ışığın dağılımı sadece pencerelerin azlığından değil, yönlere eşit dağıtılmış olmamalarından da kaynaklanıyordu.”

MİLLİYET

 Beykozda sıra dışı bir ev

 Beykozda sıra dışı bir ev

 Beykozda sıra dışı bir ev

 Beykozda sıra dışı bir ev

 Beykozda sıra dışı bir ev

 Beykozda sıra dışı bir ev

 Beykozda sıra dışı bir ev

 Beykozda sıra dışı bir ev

 Beykozda sıra dışı bir ev

 Beykozda sıra dışı bir ev

 Beykozda sıra dışı bir ev

Marka güneyden ürünler kuzeyden

Kategori: (Dekorasyon) Yazan: admin, 18-06-2011

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 Marka güneyden ürünler kuzeyden

Adını İspanyolca ‘tasarım’ kelimesinden alan Diseno, kuzey ülkeleri Finlandiya, Hollanda, Danimarka’dan oluşturduğu marka karmasıyladekorasyona  metal trendini yerleştirmeye oynayacak. Aydınlatma ürünleriyle Cumhurbaşkanlığı’nın dikkatini çeken Diseno’nun sahibi Yalçın Gülen, “Uçuk olmayan tamamen el işi tasarım ürünlerini zevk sahiplerinin evlerine sokacağız” diyor.

İstanbul’un tasarım AVM’si Adressistanbul’a yeni bir marka eklendi: Diseno. Diseno İspanyolca ‘tasarım’ anlamına geliyor. Arama motoruna oturup tasarım kelimesine karşılık gelen farklı dillerdeki kelimelerin arasından İspanyolca’yı seçtiklerini dile getiren Diseno’nun sahibi Yalçın Gülen, şu an markanın bulunduğu mağazanın eski kiracısı Haaz’ın da yöneticisiymiş. Haaz Adressistanbul’dan taşınıp sadece Nişantaşı’nda devam etme kararı alınca da Haaz’dan boşalan mağazada kendi işini yapmaya karar veren Gülen, şimdi kendi markası Diseno için çalışıyor. Satışlardan da çok memnun.

Şu anda mağazada 4 markanın ürünleri var ve her biri için de şık köşeler yaratmış Gülen. “Türk firması Megaron, Finlandiyalı Secto Design, Danimarkalı Hay Design ve Hollandalı halı markası Tiftix ürünlerinin satışını yapıyoruz” diyen Gülen, 5. marka olan Hollandalı Functionals’ı ise eylül ayında karmaya ekleyecek.

Mağaza için bir iç mimar çalışmadı. “Çok güvendiğim bir ustam vardı, onunla çalıştım. Projeyi de Megaron’un sahibi çizdi. Ben de yerleştirmeleri yaptım. Sonuç süper” diyen Gülen, metal ağırlıklı ve tamamı el işi ürünlerin hakim olduğu mağazada ürün çeşitliliğini de artırmanın peşine düştü. “Bu mağazada 300 euroya da 3 bin euroya da ürün var. Mağazada satılan bütün markalar ödüllü tasarımlara sahip” diyen Gülen, sadece A ve A+ değil B gelir grubundan insanların da tasarım ürün alabilmek adına parasını denkleştirip ürün satın aldığını dile getirdi.

files.php?file=marka_2_214981960 Marka güneyden ürünler kuzeyden

‘YURTDIŞINDAN YATAK YORGAN GETİRMEM’
Temsilciliğini yaptığı markaların birçoğunun ev tekstili ürünleri de olduğuna dikkat çeken Gülen, buna rağmen çok pahalı olduğunu düşündüğü masa örtüsü, nevresim, yatak, yastık, yorgan gibi ürünleri mağazaya getirmediğini belirtiyor. “Hangi müşteri İstanbul’da bir masa örtüsüne 250 euro verir” diyen Gülen şunu ekliyor: “1.40 cm yatak için iki kişilik diyorlar. O yatak için de iki yorgan kullanıyorlar yurtdışında. Şimdi bu kültürün ürünlerini Türkiye’de nasıl satacaksınız?”

files.php?file=avize_304979788 Marka güneyden ürünler kuzeyden

Cumhurbaşkanlığı köşküne el yapımı lamba siparişi
Mağazada en çok ilgi gören köşelerin başında aydınlatma geliyor. Oyuncu Nurgül Yeşilçay, Hotiç’in Yönetim Kurulu Üyesi Serdar Hotiç, Dijitürk Genel Müdür Yardımcısı Kerem Ertan markanın müdavimlerinden. Son olarak Cumhurbaşkanlığı Köşkü için tavan lambaları siparişi aldıklarını dile getiren Gülen, “Bu bizim için çok önemli. Sadece Midpoint’e 125 tane tasarım ürünü sandalye sattık” dedi.

SABAH

Bit pazarına nur yağdı

Kategori: (Dekorasyon) Yazan: admin, 19-03-2011

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

fft2mm541948 Bit pazarına nur yağdı

Büyüklerin ‘Eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı’ demesine bakmayın, bugünlerde eskiye özlem rüzgarları esiyor.

Antikaseverlerin, eşyaların geçmişiyle güzelleştiğine inananların ve koleksiyonerlerin buluştuğu bir yer var; İstanbul-Ataköy’deki Airport Outlet Center. Burası gerçek bir bit pazarı ve yoğun ilgi görüyor.

Bit pazarını hayata geçiren Airport Outlet Center’ın Genel Müdürü Burçin Bendegül ve Pazarlama Yöneticisi Kadir Cebeci. İkisi de antikasever. Bakır eşyalar, fincan zarfları, gümüş kaşıklar topluyorlar. İkisi de hafta sonları İstanbul’un ünlü semtleri Kapalıçarşı, Çukurcuma, Horhor’daki antikacıları geziyor, hatta geçmişin ayak izlerini takip etmek için seyahat  ediyorlar.

Bu tutkularını daha geniş kitlelere yaymaya karar vermişler ve alışveriş merkezinin açık otoparkını her cumartesi saat 10.00-18.00 saatleri arasında açık olan bit pazarına çevirmişler. Yoğun ilgi gören bit pazarını ilk hafta 16 bin 283 kişi ziyaret etmiş. Yakında pazar büyüyecek, 2 bin metrekarelik bir çadırda kurulacak ve şu anda kısıtlı olan tezgah sayısı artacak.

Her bütçeye uygun bit pazarında neler yok ki? Rengarenk tesbihler, hatlar, tablolar, telefonlar, dürbünler, fotoğraf makineleri, pusulalar, daktilolar, pikaplar, plaklar, kitaplar, çakmaklar, eski paralar, yüzükler, hamam tasları, kahve takımları, tahta oyuncaklar, film afişleri, pipolar… En ucuz eşya 20 TL’den satışa sunuluyor, en pahalısı ise 8 bin TL.

Başlıyoruz bir ucundan gezmeye; Gözüme hemen tespih, saat ve çakmakların dizildiği tezgah çarpıyor. Fiyatlar  50 TL’den başlıyor, 300 TL’ye kadar çıkıyor. Hemen yanında çocukluğumuzdan bize göz kırpan tahta oyuncaklar ve kitaplar… Onun yanındaki stanttan pikaptan gelen sesler sizi mutlu ediyor. Radyoların fiyatı 350 TL’den başlıyor. En pahalısı 400 TL.

Çıkardıkları sese inanamazsınız! O güzelim ses sanki son moda teknolojik  bir aletten çıkıyor. Dolaşırken porselen tezgahına yanaşıyoruz. Fiyatlar değişken. Tezgahın tam ortasında duran vazo sadece 50 TL. Onun yanındaki fincan takımı 300 TL. 6’lı takım İngiliz malı, el yapımı ve kenarlarında altın varak var. Pek de gösterişli.

Bu standın en pahalı ürünü; bronzdan yapılan heykel, fiyatı 2500 TL. Biraz daha yürüyünce bir pikap çarpıyor gözümüze. Üzerinde Japon işi süslemeler var. Satıcı, pikapın Japon ya da İngiliz Konsolosluğu’ndan satın alındığını ama net  bilgisi olmadığı söylüyor. Fiyatı 2500 TL. Aynı tezgahta bir fotoğraf makinesi bize göz kırpıyor. Tezgahın sorumlusu “Onun manevi değeri var, çok uzun yıllardır benimle, kan kardeşim onu bana armağan etmişti. Ben de onu kıymet bilecek birine satacağım” diyor.

Hitler’in dürbünü

Yolda biri bizi çeviriyor ve Alman diktatör Hitler’in dürbününü gösteriyor. Fiyatı 1000 TL, bakalım alıcı bulabilecek mi? Fiyatların 10-200 TL arasında değiştiği tezgaha yaklaşıyorum… Opera dürbünleri, büyüteçler, fotoğraf makineleri, mızıkalar… Ve plaklar; 45’likler, 33’lükler dizilmiş, alıcı bekliyor. Karıştırdıkça Zeki Müren, Gönül Yazar, Orhan Gencebay’ın eski plakları çıkıyor.

Bit pazarında her hafta bir de ‘Çıtır Mezat’ düzenleniyor. Yarı antika objelerin satıldığı mezatta başlangıç fiyatı 1 TL. Alışveriş kıran kırana geçiyor. Antika meraklılarının kaynaşıp tanıştığı bit pazarında yeni koleksiyoner olan veya olacaklara, eşyalar hakkında ücretsiz danışmanlık hizmeti  de veriliyor. Laf aramızda; bit pazarı anlatılmaz, yaşanır.

KAYNAK: POSTA

Mucizeler basit şeylerde saklıdır

Kategori: (Mobilya) Yazan: admin, 25-12-2010

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , ,

 Mucizeler basit şeylerde saklıdır

Ünlü tasarımcı Aziz Sarıyer, Container başlıklı sınırlı üretim mobilya sergisiyle karşımızda. Muhafaza kutularından ilhamla sergiyi hazırlayan Sarıyer, tasarıma bakışını, “Zorlaştırıyoruz hayatı ama ben her zaman anlaşılmaktan yanayım,” diyerek özetliyor

Hemen herkesin severek sakladığı özel birkaç parça eşyası vardır. Onları en güzel yerde tutmak istersiniz. Sandıkta belki annenizin çeyizinden kalma bir likör takımı veya dolabınızın çekmecesinde imzalı bir forma duruyordur. İşte tasarımcı Aziz Sarıyer, 22 Aralık’ta Kuruçeşme’de açılan mobilya mağazası Nicol’deki Conteiner (Sandık) adlı sergisinde, bundan ilham almış. Çocuklarından bahsederken gözlerinin içi gülen, en kısa tarifiyle sade bir tasarımcı. Meditasyona ilgisinden ve bırakamadığı sigarasından bahsederkense, belki en ‘derin’ düşüncelere daldığı anlarını anlatıyor. ‘Derin’ sözcüğü onun için önemli, önce atölyesinin, sonra oğlunun, şimdi de markası Derin Design’ın adı olmuş. Sarıyer, 1970′ten bu yana tasarımla uğraşıyor. İtalya Tasarım Konseyi tarafından ülkenin en iyi 100 tasarımına verilen DOT ödülüne sahip Sarıyer daha önce Avrupa’da benzer sergiler açmış. Container’da bulunan 12 parçadan 12′şer tane üretilecek ve çalışmalar ocak sonuna dek Nicol’de olacak. Sergi Türkiye’de açılan ilk sınırlı üretim mobilya sergisi.

- Conteiner sergisi tam olarak neye odaklanıyor?
-
Bu sergi yaklaşık 10 yıl içinde oluşan çalışmalarımı elediğim ve en öz hale indirdiğim 12 parçadan ibaret. Bunlara muhafaza kutuları diyorum. Bunları anıların saklanacağı mücevher kutuları gibi düşündüm. Bir de şu var, ben genellikle kutsal geometriyi kullanırım. Duygular yoğunsa, hayaller yoğunsa, bunları serbest dille anlatmak bana çok etik gelmiyor.

- Neden etik değil?
- Yaptığınız işi anlatırken dürüst oluyorsunuz böylece, karşıya ispatı hazır oluyor. Ben hayallerimi zaten ortaya koymuşken bunları ifade ederken net ve daha bilimsel, dürüst olmak istiyorum. Olgun bir tasarımcı olmama rağmen modernist bir yaklaşıma sahibim. Empati yapma konusunda sıkıntılarımızı çözebilirsek bilinçte farkındalığa erişebileceğimizi düşünüyorum. Yaptıklarımda sanki madalyonun arka yüzünü hatırlatmak istiyorum. Ben basitin içinde mucizevi şeylerin saklı olduğunu düşünüyorum. Zorlaştırıyoruz hayatı. Karmakarışık hale getiriyoruz. Bazılarımız saklanıyoruz o karmakarışıklığın içinde. Ben daha çok anlaşılmaktan yanayım.

- Tasarıma başladığınız ilk yılları merak ediyorum.
-
1970′den beri tasarım yapıyorum. Tasarım yaparken ilk yıllarda kendime ait bir showrroomda sergiliyordum. Kadıköy’deki galerimin içinde bir grup eşyayı koyduğum vakit camına özel yazı yazardım. Model deyip, iki nokta koyup, modelin adını yazardım. Altına da çizen deyip iki nokta koyup, Aziz Sarıyer yazardım. Design kelimesini kullanmıyorduk o zamanlar. Zaten tasarım sözcüğü Türkçede yoktu. Ben her ay bir sergi açıyordum. O bilinçle ve o hevesle bu işi yapmaktaydım. O zamanlar tabii ki yurt dışındaki fuarları, sergileri takip ediyordum. Ama yurt dışına çıkmak o kadar kolay olmuyordu. Kataloglardan resimlerden görüyorduk. O genç yaşlarda imitasyonlar yapıyorduk. Biz bazı şeyleri yoktan var ettik açıkçası.

- Yaşanan toplumsal değişim sizi nasıl etkiledi?
- Ben 19 yaşında evlendim ve çok genç yaşımda hayata atıldım. Açıkçası dişimle tırnağımla çalışmak zorundaydım. Başka bir şeye ayıracak çok fazla vaktim yoktu. Bu konuda pek fazla ödev, görev yapmadım diyebilirim.

- Beslendiğiniz kaynaklar neler?
-
Meditasyon yapıyorum. Evimde küçücük bir odam var ve tüm ihtiyaçlarımı orada karşılıyorum. Genellikle hafif yiyorum geceleri, bilgisayarın başında yapacağım projeler ve düşüncelerimin hepsi panoma asılı. Odama girdiğimde kendimi kaybediyorum.

İstanbul markası büyük bir şans
“Son yıllarda Türkiye’de büyük kalkınma var. Öncelikle tasarım olgusu oluştu. Türkiye’de tasarım geçer akçe olmaya başladı. Bu da yansıyor. Özellikle gençler çok iyi. İstanbul gibi bir markaya sahip olan Türklerin bu konuda çok etkin olacağına inanıyorum.”

EV MOBİLYALARINA ESKİ CENEVİZ YAPISI
Serginin yer aldığı dünyanın önde gelen mobilya tasarımcılarını İstanbul’a taşımayı amaçlayan Nicol mağazası, bundan sonra da benzer sergilere ev sahipliği yapacakmış. Nicol, Cenevizliler döneminden kalma ikinci derece tarihi binada bulunuyor.

SABAH

Mobilya sektörü İMOB’la dünyaya açılıyor

Kategori: (Mobilya) Yazan: admin, 02-02-2010

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

694895782500 Mobilya sektörü İMOBla dünyaya açılıyor

Bugün CNR Expo Fuar Merkezi’nde başlayan ve 6 Şubat’a kadar devam edecek olan İstanbul Mobilya Fuarı, Türk üreticileri dünyanın dört bin yanından tüketicilerle buluşturacak. Çeşitli Türk mobilya markalarının katılacağı fuarda bir de tasarım yarışması gerçekleşecek


Şubat 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Oca    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829