Hayvanlardan ilham alan lambalar!

Kategori: (Dekorasyon) Yazan: admin, 20-01-2012

Etiketler : , , , , , ,

Hayvanlardan_ilham_alan_tasarm__m901 Hayvanlardan ilham alan lambalar!

İlhamınız hayvanlar… Gereken ise sadece iyi bir elektrikçi…

Abigail Ahern tarafından İngiltere’de yaptırılan bu harika tasarım lambalar özellikle hayvan severlerin gözdesi olacağa benziyor…

Bohem dekorasyon tarzını benimseyenlerin havada kapacağı bu hayvan figürlü abajur lambalar yüzünüzde kocaman bir gülümseme yaratabilir…

2 Hayvanlardan ilham alan lambalar!

Eğlenceli, çekici, genç ama bir o kadar da klasik bir stili çağrıştırıyor olmaları her birine ayrı bir sempatilik kazandırmış görünüyor.

4 Hayvanlardan ilham alan lambalar!

Hediye fikri için ise harika bir seçenek!

5 Hayvanlardan ilham alan lambalar!

yi de ben bunu nereden bulabilirim diyenler için üzgün haber!

6 Hayvanlardan ilham alan lambalar!

Şimdilik Türkiye’de bulmak imkânsız… Fakat fikri çalmak serbest!

İstediğiniz figürü alıp bir elektrikçiye gerekli aparatları verdiğinizde çok daha iyisini belki sizde yaratabilirsiniz… Denemeye değer görünüyor.

Gözde TURA-Trendeko.com

Dekorasyonda ‘Royal’ esintiler

Kategori: (Dekorasyon) Yazan: admin, 31-08-2011

Etiketler : , , , , ,

dekorasyonda_royal_esintiler Dekorasyonda Royal esintiler

Bu karelerden banyo için iyi dekorasyon ilhamı alabilirsiniz

Kohler’in yeni Tresham serisi banyo ürünleri ilham verici… Son zamanlarda İngiltere ile ilgili her şey ‘Royal Wedding’ sebebiyle pek bir gözde… Bu trend tabiki dekorasyona da yansıdı..

Kohler_Tresham_Bathroom_Banyo_Dekorasyon_1 Dekorasyonda Royal esintiler

Kohler_Tresham_Bathroom_Banyo_Dekorasyon_3 Dekorasyonda Royal esintiler

Kohler_Tresham_Bathroom_Banyo_Dekorasyon_4 Dekorasyonda Royal esintiler

Kohler_Tresham_Bathroom_Banyo_Dekorasyon_5 Dekorasyonda Royal esintiler

Kohler_Tresham_Bathroom_Banyo_Dekorasyon_6 Dekorasyonda Royal esintiler

Kohler_Tresham_Bathroom_Banyo_Dekorasyon_7 Dekorasyonda Royal esintiler

Kohler_Tresham_Bathroom_Banyo_Dekorasyon_8 Dekorasyonda Royal esintiler

Kohler_Tresham_Bathroom_Banyo_Dekorasyon_9 Dekorasyonda Royal esintiler

f28794934914629d603c21379e0774a1 Dekorasyonda Royal esintiler

KAYNAK : Kadın ve Kadın

Patronlar Baba Bush’un koltuğundan vazgeçmiyor

Kategori: (Mobilya) Yazan: admin, 22-04-2011

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

13236041 Patronlar Baba Bush’un koltuğundan vazgeçmiyor

Türkiye’de mobilya sektöründe 41’inci yılına giren, Avrupa’nın önemli ofis mobilyası markalarından İsviçreli Girsberger’le ortaklığının 20’nci yılını kutlayan Tuna Mobilya, yıllardır aynı model koltuğu satarak ilginç bir başarıya imza atıyor.

Tuna-Girsberger ortaklığının ilk ürünü olarak bundan 20 yıl önce Türkiye’ye de getirilen Trilax modeli, şirket yöneticilerinin vazgeçilmez çalışma koltuğu olarak popülaritesini koruyor. ABD eski Başkanı George H.W. Bush’un Beyaz Saray’da kullandığı model olması nedeniyle “Baba Bush’un koltuğu” olarak adlandırılan bu model, başta bankacılar olmak üzere pekçok üst düzey yönetici tarafından tercih ediliyor. Tuna Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Tuna, 20 yıllık süreçte piyasaya pek çok yeni model sürdüklerini de belirtiyor. Çeşit bolluğuna karşın Türk yöneticilerinin Trilax düşkünlüğünü “gösterişli ve konforlu” bir ürün olmasına bağlayan Nuri Tuna da, bu modelden vazgeçmeyen yöneticiler arasında yer alıyor.
Bir koltuk-1 milyon TL Ar-Ge
Ortağı Girsberger’in İsviçre’nin Butzberg kendindeki Ar-Ge merkezi ile Almanya’nın Endingen kentindeki üretim merkezlerini ziyaretimiz sırasında görüştüğümüz Nuri Tuna, mobilyadan inşaata kadar uzanan faaliyet alanları hakkında bilgi verirken, bir koltuğun ortaya çıkış sürecine de dikkat çekti. Tuna, şu bilgileri verdi: “İsviçreli Girsberger’in dünyadaki tek yabancı ortağı olarak, ofis koltuklarında 27 modelin 471 versiyonunu sunuyoruz. Bu yıl Türkiye’de 3 yeni çalışma koltuğu çıkardık, bunların içerisinde yer alan komple alüminyum iskeletten yapılan AL3 modelimizin Ar-Ge maliyeti 1 milyon lira civarında. Yılda ortalama 60 bin adet çalışma koltuğu satıyoruz. Türkiye’de bankaların yüzde 80’inin Tuna Girsberger ofis koltuklarını tercih ediyor. Yurtiçinde ve yurtdışında bizim koltuklarımızı satın alan devlet yetkilileri var.”
Sipariş üzerine üretim
Tuna, ev mobilyaları sektöründe de mağazalaşarak büyüyeceklerini söyledi. Yönetim Kurulu Üyesi Ayşe Tuna da, ofis mobilyasında olduğu gibi ev mobilyasında da sipariş üzerine çalıştıklarını belirterek, “Tuna Ev, siparişle çalıştığı ve bazı seçeneklere imkan verdiği için kişiye özel ürün üretiyoruz” dedi.

Haşimi reçeteyle koltuk aldı

ÇALIŞMA koltuğu seçiminde sağlık konusu en önemli faktörlerden biri, doktor tavsiyesi ile Tuna-Girsberger’e gelenler arasında Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Haşimi de bulunuyor. Haşimi ‘Zampona’ modeli ofis koltuğunu satın aldı.

Babalar ortak oldu, çocuklar sürdürüyor

TURAN Tuna ile Heinrch Girsberger’in 1992 yılında kurduğu ortaklık 20’inci yılını kutlarken, işi devralan çocuklar bunu geliştirmenin yollarını arıyor. Heinrch Girsberger’in oğlu ve şirketin CEO’su olan Michael Girsberger, dünyada ortak üretim yaptıkları tek kuruluşun Tuna Mobilya olduğuna dikkat çekerken, “İsviçre dışında, Almanya, Fransa, Avusturya, İngiltere, Benelüks ülkeleri ve Amerika’ya da ürün gönderiyoruz. Türkiye, satışlarımızın yüzde 8.7’sini oluşturuyor. Bu da üçüncü sıra demek.”

hürriyet.com.tr

DNA’lı portreler çok moda!

Kategori: (Dekorasyon) Yazan: admin, 03-11-2010

Etiketler : , , , , , , , , , , , ,

dnartist1__m687 DNA’lı portreler çok moda!

Hiçbir benzeri olmayan sadece size özel ve sizin…

İnsanları birbirinden ayıran en önemli özellikleri DNA’larıdır. Peki, sizi siz yapan bu şifreleri artık evinizin, ofisinizin duvarında görmek istemezmisiniz? Ya da çok sevdiğiniz insanlara, böylesine eşsiz bir hediye vermek sizce nasıl olur?

Başınızı döndürecek bu sanat eseri kıvamındaki eşi benzeri olmayan tablolar çok deneyimli bir kadronun elinde oldukça profesyonel bir şekilde hazırlanıyor. Bu farklı çalışmayı Dünyada iki yerde gerçekleştiriyorlar. Bunlardan biri Kanada diğeri ise İngiltere.

dnartist2 DNA’lı portreler çok moda!

İşte harika tasarımlarla DNA tablolar ve çok ses getirecek çalışmanın adımları…

• Bu sıra dışı ve ilgi çekici tablolara sahip olmak isteyenler öncelikle www.dnartist.com web sitesine girip, adım adım portrelerinin kaç kişilik olmasını istediklerini, boyutlarını, renklerini, isim ve diğer bilgilerini girip sipariş veriyorlar.

• Sonrasında onlara gönderilen yanak içinden basit ve acısız hücre örneklerini almalarını sağlayacak svap kiti gönderiliyor.

• Bu teknik çok zararsız olduğu için yeni doğmuş bebeklerde dahi yapılabiliyor.

• Bu kiti uyguladıktan sonra tekrar DNAartist’e bu kiti bir zarf içerisinde yolluyorlar. Ve hemen laboratuar ve tasarım stüdyosundaki çalışmalar başlıyor.

• Bu eşsiz tablolar 4 kişiliğe kadar, tercih edilen ebatlarda yapılabiliyor. Ayrıca 30 ayrı renk alternatifine ve farklı uygulamalara sahip. Yani evinize ya da ofisinize hakim olan renk tonlarını tercih etmek ya da hediye edeceğiniz kişinin zevkine uygun bir DNA tablosu tasarlatmak sizin elinizde.

• En önemlisi de oluşturulan bu şaheserlerin renkleri 100 yıllık garanti kapsamında.

dnartist5 DNA’lı portreler çok moda!

Bu kişiye özel DNA portreler New York modern sanat müzesinde en çok satanlar arasında. Sadece size özel, sizin şifrenizi anlatan bu tasarım harikaları muhteşem bir dekoratif alternatif olarak aklımızdaki yerini almış durumdalar.

dnartist4 DNA’lı portreler çok moda!

portrednartist2 DNA’lı portreler çok moda!

portrednartist4 DNA’lı portreler çok moda!

portrednartistpr DNA’lı portreler çok moda!

KAYNAK: Trendeko.com

Mutfaksız evler!

Kategori: (Dekorasyon) Yazan: admin, 15-10-2009

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 Mutfaksız evler!

Modern hayatın koşturmacasına, “yanlızlık ve üşengeçlik” de eklenince yeni bir yaşam trendi doğdu!

Yeni Aktüel dergisinin derlediği habere göre, İngiltere, ABD ve Avrupa’nın birçok yerinde yayılan “mutfaksız yaşam” trendi artık ülkemizde de görülüyor. Yemek yapmaya zaman bulamayan veya yemek yapmaktan hoşlanmayanlar, mutfaktan çıkmak yerine,

mutfağı evlerinden çıkarıyor. Mutfakçık diyebileceğimiz “kitchenette” adı verilen mutfaklar da bu modanın ilk öncüleri.

Nohut oda bakla sofa” bir evim var; tam tamına 50 metrekare. Neredeyse 30 yıllık bir daire burası. Küçüklüğüne rağmen kullanışlı hâle getirmek için epey elden geçmesi gerekmişti. Tel dolap ve evyeden ibaret olan mutfağı sil baştan yenilerken, koridora açılan duvarını da yıktırmıştım.

Şimdi küçücük evimin ferah bir mutfağı var. Duvarla birlikte kapı da ortadan kalktığı için pişen her yemeğin kokusu evin tamamını sarıyor. Tam da bu nedenle seviyorum mutfağımı, evimin yaşadığını hissettiriyor bana.

Evin kalbi diye tanımlanan mutfağın hayatımızdaki önemi malûm. Günümüzde televizyon ve oturma grupları mutfak ekipmanları arasında sayılıyor. Hatta iki oda bir salon yerine “iki oda bir mutfak” diyebileceğimiz açık mutfaklı geniş evler rağbet görüyor.

Mutfağın işlevini ve tarihini anlatmak için ateşin bulunduğu çağa dönmeyeceğim ama artık bambaşka bir çağda yaşıyoruz ve ihtiyaçlar değişiyor. Geniş mutfak isteyenler gibi evinde neredeyse hiç mutfak istemeyenler de var. Konut firmalarının çalışan çiftler ya da yalnız yaşayanlar için projelendirdiği stüdyo daireler bu ihtiyacı karşılıyor. ABD, İngiltere ve Avrupa’nın birçok yerinde ise tamamen mutfaksız evler bulunuyor. New York’ta genellikle yalnız yaşayanların tercih ettiği “flat” denen stüdyo dairelerle “loft” diye tabir edilen geniş yaşam alanları bunlara en iyi örnek. Eski fabrika, depo itfaiye binası gibi endüstriyel yapıların elden geçirilip yaşam alanına dönüştürülmesine “loft” adı veriliyor. “Loft”lar tamamen açık planlı ve büyük bir kısmında mutfak bulunmuyor. Bir kısmında ise dolapların içine saklanarak gözlerden uzaklaştırılmış. Flat tipi daireleri ise nispeten düşük gelirli çalışanlar veya öğrenciler tercih ediyor. Küçük bir banyo ile yaşam ve uyuma alanlarının bulunduğu bu evlerin de mutfaksız olanları bulunuyor. Londra’da loft ve flat tipi dairelerin yanı sıra “bölünmüş binalar” la da karşılaşıyoruz. 18. yüzyılın sonları ile 20. yüzyıl başlarında inşa edilen, bizim, köşk, saray ya da malikâne diye adlandırdığımız 10 küsur odalı evler zaman içinde sahip değiştirince bölünüp küçük dairelere ayrılmış. Şimdi öğrencilere, yalnız yaşayanlara ya da küçük ailelere ev sahipliği yapıyorlar. Tabii mutfaksız olarak.

files.php?file=nejat_905867335 Mutfaksız evler!

Nejat Yavaşoğulları “Mutfaksız ev olmaz” diyor.

Mutfaksız hayat olmaz”

Almanya’da 20. yüzyılın başlarında Frankfurter tarzı denen sosyal konutlar yapıldığını biliyoruz. Mutfağa sadece dört metrekare alan ayrılan evler bunlar. İki kişinin aynı anda hareket etmesine olanak tanımayan bu tarzın amacı kadının evin dışına çıkıp çalışmaya yönlendirilmesi olarak açıklanıyor. Tayland’da ise evlerin hiç mutfağı yok. Çünkü ülkenin geleneğinde evler mutfaksız, hatta

evde tüp bulundurmak bile yasaklanmış. Tayland’da tüm yeme içme faaliyetleri ev dışında hallediliyor. Mutfaksız ev furyasından Fransa bile nasibini almış; “mutfağı” ile ünlü ülkede emlakçılar bu tür evlere olan talebin arttığını söylüyorlar.

Türkiye’deyse özellikle İstanbul’daki residance’larda “kitchenette” adı verilen minik mutfaklarla sık karşılaşılıyor artık. Bu mutfaklar oturma odasının bir köşesinde bazen başka bir odaya açılan kapı görünümünde, bazen de kitaplığın devamı gibi duruyor. Kapakları açtığınız da ise karşınıza küçük bir evye, birkaç bardak, su ısıtıcısı ve mini bir buzdolabı çıkıyor. Dekoratörler mini mutfakları gözlerden uzaklaştırmak için birbirinden şık tasarımlar yaparken mimarların mutfaklarda yaşanan değişime bakışı ise biraz farklı. Örneğin müzisyen mimar Nejat Yavaşoğulları tamamen mutfaksız ev olamayacağı görüşünde. “Mutfak yoksa muhakkak onun yerini dolduracak bir şey vardır. Tamamen mutfaksız

hayat olmaz. Buzdolabı, bardak, fincan, onları yıkamak için bir evye… Ağır yemek pişirmeyebilirsiniz, koca koca davlumbazlarınız olmaz ama küçük bir mutfak düzeni kurulabilir. Mutfak bir evin en karakteristik özelliğidir, bekâr da olsanız icap ettiği vakit bir şeyler pişirirsiniz. Mutfak günümüzde çok abartılı hâle geldi. 7–8 bin liradan başlayıp 100 bin liraya kadar ulaşan fiyatlarla mutfak yaptırıyor insanlar. Eskiden böyle değildi, şimdi mutfaklar güzelleşti, standartları yükseldi ama abartıldı. Belli bir noktadan sonrası gereksiz, içinde çalışanı da yoran mutfaklar onlar. Ev dediğiniz, yatacak yer, oturacak yer, besleneceğiniz yerlerin bütünüdür” diyor.

files.php?file=mutfaksiz1_394694683 Mutfaksız evler!

Home Art dergisinin Kasım sayısı için hazırlanan “Stüdyo Daireler” dosyasında fotoğraflanan bu evin mutfağı Kitchenette tarzına iyi bir örnek. Ev sahibesi oturma odasının köşesindeki küçücük bir alanı dekoratif kapılar ardına saklayarak hem mutfak ihtiyacını çözmüş hem de gözlerden uzaklaştırmış.

Aile birliğinin ocağın tütmesiyle ilişkilendirildiği Türkiye’de –henüzmutfaksız evler inşa edilmese de bu alanı hayatından çıkaranlara rastlamak mümkün. Hatta birkaçını yakından tanıyorum. Fotoğrafçı arkadaşım Nalan mutfaksız yaşayanlardan. Karanlık oda olarak kullandığı mutfak onun için artık sadece çalışma alanı. Ünlü söz yazarı Aysel Gürel’le veya yakınları ile yapılan söyleşilerden de, hatırımızda mutfak kullanmadığı kalmış. Aysel Gürel uzun yıllar mutfağını kullanmamış, daha doğrusu yemek pişirmek için kullanmamış. Mutfak dolaplarının kapakları şarkı sözleri için not defteri görevi üstlenmiş.

files.php?file=mutfaksiz2_312456860 Mutfaksız evler!

Gümüşsuyu Cheya Residences

Mutfağı hayatınızdan çıkarmak isteyince o alanı başka türlü kullanabiliyorsunuz. Ama Amerikan mutfak dediğimiz açık mutfaklar için yapılabilecek fazla bir şey yok. Şık bir residance’ın stüdyo dairesinde ikamet eden Metin Bekar açık mutfağından rahatsız: “Mutfağı bulunmayan bir evde oturmayı tercih ederdim. Mutfağı hiç kullanmıyorum, evyeyi bile!” diyor. Metin Bekar ile dışarıda yemek yerken konuşuyoruz: “Üşengeç bir adamım, yemek pişirmeyi becerebilirim elbette, ama tercih etmiyorum. Çünkü mesele yemeği yapmakla bitmiyor, alışverişi var, hazırlığı var, bulaşığı var ve tüm bunlar zaman alıyor. Dışarıda yemek çok daha pratik bir şey. Benim buzdolabımın dışı içinden daha kalabalık mesela: İçinde sadece içecekler dururken dışında birçok restoranın magneti duruyor. Akşam 7’de işten çıkıp o yorgunlukla evde yemekle uğraşmak istemiyorum. Kendime kalan kısıtlı zamanı başka türlü değerlendirmeliyim. Mesele karın doyurmaksa bunun birçok yolu var, dışarı çıkabilirim, internetten dilediğimi sipariş verebilirim” diye anlatıyor. Mutfak dolaplarında sadece birkaç bardak bulunan Bekar’a göre mutfak ekipmanları da gereksiz.

“Bir tuşla istediğim siparişi veriyorum”Yemek pişirmek kadının geleneksel bir faaliyeti olduğu için mutfağı hayatından çıkaranların büyük çoğunluğu erkekler. 28 yaşındaki broker Yavuz da mutfaksız yaşayanlardan. Açık mutfaklı stüdyo dairesini dekore ederken mutfak ekipmanlarına yer ayırmamış. Bir köşeye yerleştirdiği minik buzdolabı ve onun üzerindeki su ısıtıcısı ile tüm ihtiyaçlarını karşılıyor. “Yemek çok keyifli ama neden hazırlama ya da pişirme sürecine dahil olayım ki! Bir telefonla veya birkaç tuşa basarak istediğim siparişi veriyorum” diyor.

files.php?file=mutfaksiz3_822366845 Mutfaksız evler!

Zorunlu ihtiyaçları karşılamaya yönelik tasarlanan mini mutfaklar sürgü ya da stor kapakları kapatıldığında dekoratif bir dolap izlenimi veriyor.

Ülkemizde yalnız yaşayanlar, öğrenciler ve gençlerin tercih ettiği mutfaksız yaşamı dünyada ailece sürdürenler var ve sayıları da hızla artıyor. Ünlü televizyon eleştirmeni Yüksel Aytuğ, geçen hafta bir yemek programı ile ilgili yazısında Londra’daki mutfaksız evlerden bahsediyordu. Ailesinin bir kısmı Londra’da yaşayan Yüksel Aytuğ gözlemlerini “İngiltere’de özellikle Londra’da yeme içme alışkanlıkları Avrupa’dan çok farklı. İnsanlar evlerinde mutfak olsa bile dışarıda yeme eğilimindeler. Londra’da birçok mutfaksız daire gördüm. Buralarda yaşayanlar genellikle yoğun çalışan insanlar. Günümüz koşullarında zaman çok kıymetli ve kimse taze fasulye ayıklayarak vakit kaybetmek istemiyor. Oturduğu yerden birkaç tuşa basıp internet üzerinden dilediği yemeği sipariş eden insanlar işlerine daha fazla zaman ayırabiliyor” diye aktarıyor.

Yalnız yaşadığı ve mesai saati belirsiz zaman dilimlerinde çalıştığı halde mutfağından vazgeçmeyenler de var tabii. 29 yaşındaki Ekin’e “Yalnız yaşıyorsun, yemek pişirdiğini de biliyorum ama belki çevrende mutfaksız yaşayan arkadaşların vardır” diyerek haberime destek arıyorum. Ekin “Mutfağı olmayan ev olur mu? Zaten benim yemek pişirmeyen insanlarla işim olmaz. Yemeğin hazırlığı ve pişirme süreci çok keyifli. Ardından kendi kurduğun sofrada yapılan muhabbetler var ki hiçbir şeye değişmem. Böyle bir zevk başka nerede var?” diyor.

Kısacası mutfağın varlığı yaşam tarzı ve alışkanlıklarla ilintili olduğu için hayatımızda önemli bir yer tutuyor. Bu yerin ev sınırları dışına çıkması ise şimdilik pek mümkün görünmüyor…

Merve Yöneyman“Mutfaksız ev sadece bir lüks!”

Merve Yöneyman / Mimar

“Günümüzde, tüm dünyada, özellikle büyük şehirlerde yaşam şekli eskisine göre bir hayli farklı. Yaşam alanları minimum ve maksimum uçlarda seyrediyor. Büyük malikâneler daha da büyük ve gösterişli, küçük evler ve daireler ise neredeyse otel odası kadar oldu. Birkaç senedir tüm dünyada bu konuda birçok araştırma yapılıyor, insanların sorunsuz bir hayat için ihtiyaçları olan metrekareler ve yaşam bölümleri ülkeden ülkeye, kültürden kültüre fark etse de herkesin buluştuğu birtakım ortak noktalar var. Mesela, metropollerde artık mimari yatay değil, dikey olarak gelişiyor. İstanbul’da yaşayan biri olarak, ‘residence yaşamı’ konseptiyle iç içe olmamak imkânsız. Günümüzde hızlı yaşam temposu sebebiyle insanlar kendine vakit ayıramıyor. Artık evlerde küvet bile çok fazla yok, çünkü kullanılamıyor, öyle bir zamanımız yok. Kendimize ayırabildiğimiz vakitleri, şahsi uğraşılarımızla değerlendiriyoruz. Hayat akışı böyleyken, tam teşekküllü mutfaklara da ihtiyaç duyulmuyor. Özellikle bekâr kişilerin yaşamı, sabah kettle’da ısıtılan suyla kahve yapmaktan ve akşamları buzdolabından çıkardığı bir biradan çok da öteye gitmiyor. Çünkü sıcacık yemeğiniz kapınıza bir telefon ve hatta telefonda konuşmak istemezseniz web’den bir tık’la geliyor. Mutfaklar bu yüzden artık kitchenette şeklinde, otel odası mutfağı yani. Aslında mutfak tamamen kullanıcıya göre şekillenmeli. Ben, tost makinem, kettle’ım ve bulaşık makinem olduğu sürece herhangi bir sıkıntı çekmem ve bunların hiçbiri evde ayrı bir mutfak olmasını gerektirmiyor. Mutfaksız ev, yemek yapmayı sevenler için kâbus gibi görünse de dışarıdan yemek söylemeye veya dışarıda yemek yemeye alışık insanlar için sadece bir lüks. Jakuzi gibi…

SABAH-EMLAK